Yakup GÜLAÇTI (Emekli Öğretmen)

Tarih: 12.01.2026 00:28

Trump’ın Demokrasisi

Facebook Twitter Linked-in

Trump’ın Demokrasisi
      On gündür, bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşen Donald Trump’ın haydutluğunu
konuşuyoruz. Bağımsız bir ülke olan Venezuela’nın Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi,
yataklarından alınarak Amerika’ya kaçırılıyor, New York sokaklarında dolaştırılarak adeta
aşağılanıyor. Barbar Trump, bunu narko-terörle ilişkilendirerek yaptığı eşkıyalığa masumiyet
elbisesi giydirmeye çalışıyor. Oysa bütün meselenin Venezuela’nın yeraltı zenginliklerini ele
geçirmek olduğunu tüm dünya biliyor; dünyanın en büyük petrol ve doğalgazıyla, 7 bin ton
altın rezervine sahip bir ülke Venezuela.
            Trump daha iktidara gelir gelmez Rusya-Ukrayna savaşını bitirmek için Ukrayna’nın
sahip olduğu nadir toprak elementlerini istediğini açık açık söylemedi mi? Şimdi de hiçbir
hukuk kuralını dinlemeden bağımsız bir ülkeye müdahale ediyor ve artık Venezuela’yı biz
yöneteceğiz, diyor. Bunun adı güç şımarıklığıdır.
ABD’nin ilk barbarlığı değil ki bu; George W. Bush’un “Saddam’ın kimyasal silah
ürettiğini” bahane ederek Irak’ı işgali ve ardından da dünyaya deklere ettiği gerekçenin
kocaman bir yalan olduğunu görmedik mi? Sonuçta Irak’ta milyonlarca masum insanı
katletmediler mi? Libya’da yaşananlar da aynıydı. Afganistan’da da aynı şeyi yapmadılar mı?
İsrail’in Gazze’de işlediği soykırımın asıl sorumlusu da Trump değil mi?
      Demokrasi getirme vaadiyle işgal ettikleri ülkelerden alacaklarını aldıktan sonra
demokrasiyi unuttular. Milyonlarca insanı katledip arkalarında gözyaşı bırakıp gitmediler mi?
Anlayacağınız, Amerikan emperyalizmine karşı çıkan ülkelerin liderlerini değiştirip kendilerine
biat edecek yeni liderleri koltuklara oturtmak gibi bir alışkanlığı var ABD’nin.
Ülkelere “çökmek” için yalanlar üreten barbar Trump, utanmadan da “barış” ödülünün
kendine verilmemesinden şikayet etmedi mi!..

 Hangi barış?
     ABD Dışişleri Bakanı Rabio, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılmasıyla ilgili
olarak, “Umarım, dün akşam yaşananlar herkese gerekli dersi vermiştir!” diyerek uluslararası
ilişkilerde hiçbir kuralı tanımayacaklarını ilan etti. ABD çıkarlarına hizmet etmediğini
düşündükleri ülkelere de aba altından sopa gösterdiler.
Donald Trump, insanlığın başına açtığı belalardan nasıl vaz geçeceğini söylerken:
“Beni durduracak tek şey kendi ahlakımdır, uluslararası hukuka ihtiyacım yok.” diyerek
demokrasi ve hukuk karşıtlığını ilan ediyor.
Şunu asla unutmamalıyız ki emperyalist ülkeler, özellikle doğal zenginlikleri olan
ülkelerde demokrasi istemezler. “Gitti kral, yaşasın yeni kral.” diyerek kendilerinden yana
olanları iktidara getirirler.
Hepimizin bildiği gibi demokratlar, ülkelerinin başka ülkelerce sömürülmesine karşı
çıkarlar.
       Bir ülkenin yönetim şeklini, yöneticisini sevmeyebiliriz ama bir barbar ülkenin
emperyalist menfaatleri için o ülkeye müdahalesine de karşı durmak gerekir. Ülkelerin nasıl
yönetileceği o ülkelerin halklarının tercihidir.
Ülkesine kaçak yollarla giren uyuşturucuyla gereği gibi mücadele edemeyen Trump’ın
asıl mücadelesi başka… Sömürgecilik… Sömürgeciliği kabul etmeyenleri yönetimden
uzaklaştırarak kuklalarını iktidar yapmak…
İşte, biz bunun için sömürgeciliğe ve emperyalizme karşıyız. Bunun için yurtta barış,
dünyada barış istiyoruz. Bunun için güçlünün hukuku değil hukukun üstünlüğünü diyoruz.
Filler tepişip çimler ezilirken ne yazık ki tüm dünya üç maymunu oynuyor…uyor…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —