Sıra İran’da mı?
Emperyalizm, öylesine kan emici bir sistemdir ki kendi çıkarı söz konusu olduğunda hiçbir engeli, uluslararası hiçbir hukuk kuralını tanımaz. Çıkarlarının tehlikeye girdiğini düşündüğü ülkelere müdahale edebilmek için her türlü gerekçeyi de yaratır. Bunun için gerektiğinde büyütüp beslediği, silah ve teçhizatla desteklediği taşeron terör örgütlerini de sahaya sürmekten çekinmez. Ölecek masum insanlar onun umurunda olmaz. O, ülkelerden alacaklarını alınca da “ne haliniz varsa görün” dercesine arkasına bakmadan geri çekilir. Bunun örneklerini Afganistan, Irak, Libya, Venezuela ve daha birçok ülkede gördük.
ABD’nin emperyal gerçeğidir bu. Kafasına koyduğunu alana kadar tüm müdahale seçeneklerini kullanıyor. Hatta barış aracılığı için bile ülkelerin en değerli elementlerine çökmek istediğini açık açık söylüyor. Ukrayna-Rusya savaşını bitirmek için Ukrayna’nın değerli toprak elementlerini istediğini söylemedi mi?
ABD şimdi de İran’ın peşinde. İran’da yaşanan ekonomik ve sosyal olayları fırsata döndürerek amaçlarına ulaşmayı düşünüyor. Perdenin arkasındaki asıl amacın İsrail’in güvenliği olduğunu bilmeyen kalmadı. İsrail’in 14 Mayıs 1948’deki kuruluşundan bu yana ABD’nin Ortadoğu’daki her hamlesi İsrail’e kalkan olmak üstüne kurgulanıyor. ABD’de seçim kazanma veya kaybetme nedenleri arasında İsrail faktörü en ön sıradadır.
İran parasının değerinin düşmesine tepki gösteren Tahran çarşı esnafının protestosuyla başlayan gayet demokratik ve masum eylemler, ABD Başkanı Trump’ın kışkırtmasıyla önlenemez bir boyuta ulaşmış durumda. Yıllardır uyguladığı ambargoyla İran ekonomisini çökerten ABD, şimdi de mollalar rejimini hedef tahtasına koymuş durumda.
Uluslararası hukuka aykırı olarak masum eylemcilerden kamu kurumlarını işgal yöntemiyle ele geçirmelerini istiyor. Diğer bir deyimle sokakların kan gölüne dönmesini, daha çok İranlı ölsün istiyor. “Siz eylemlerinize devam ederseniz biz yardımınıza geliriz.” diyerek ateşe benzin döküyor.
İran’daki insan hakları ihlallerini, kadın haklarının yok sayıldığını, her türlü anti demokratik uygulamaların varlığını hepimiz biliyoruz. Bütün buna rağmen ülkelerin geleceğini dışarıdan hiçbir müdahale olmadan o ülkenin halklarının değiştirebileceğine inanıyoruz.
Demokratik bir İran’ı bugünkü yönetime tercih ederiz ama bunu sağlayacak güç, halkın kendisi olmalıdır. Dünyada ABD’nin demokrasi getirdiği hiçbir ülke olmadığı gerçeği de karşımızda duruyor. ABD Başkanı Trump, çıkarlarına hizmet eden diktatör bir yöneticiyi bir anda dünyanın en demokratı, çıkarlarına hizmet etmeyen en demokrat yöneticiyi de diktatör ilan edebilir. Anlaşılacağı üzere ABD’nin diğer devletler açısından dostu değil çıkarları vardır.
Ortadoğu coğrafyasında ABD’nin İsrail’e, İsrail’in de ABD’ye ihtiyacı vardır. Bu iki devlet göbek bağı ile birbirlerine bağlıdırlar.
Türkiye Cumhuriyeti olarak dikkatli olmak zorundayız. Unutmayın, Ortadoğu emperyalistlerin satranç tahtasına dönmüş durumda. Bize düşen, o tahtadaki piyonlardan biri olmamaktır.