Menü Erzurumbirikim  Doğu'nun Dünya'ya Açılan Penceresi,Doğunun Sesi
Cengiz CEYLAN(Eğitimci Yazar)

Cengiz CEYLAN(Eğitimci Yazar)

Tarih: 17.03.2026 21:23

KÖKÜNDEN KOPANIN BAYRAMI OLMAZ!

Facebook Twitter Linked-in

KÖKÜNDEN KOPANIN BAYRAMI OLMAZ!

Bayramlar gelip geçiyor ama bizden de çok şey koparıp götürüyor. Şöyle bir çevreme bakıyorum da her geçen yıl bayramın o eski tadından, bizi biz yapan birleştirici değerlerimizden biraz daha uzaklaşıyoruz.

Eskiden bayram; kapıların ardına kadar açılması, küslerin barışması, büyüğün elinin, küçüğün gözünün öpülmesiydi. Şimdi ise bayram, sessizce şehirden kaçmanın, otel odalarına saklanmanın adı oldu. Bayram artık bir geleneği yaşatma vesilesi olmaktan çıktı. Maalesef yeni nesil için sadece bir "tatil fırsatına" döndü. Gençler bayramı büyüklerin elini öpmek, sıla-i rahim yapmak olarak değil; deniz kenarında güneşlenmek ya da bir otel odasında vakit geçirmek olarak görüyor. 

Köklerimizden koptukça, Türk toplumunun ve İslamiyet’in o köklü geleneğini de bir kenara ittik.

Peki, bu kopuşun sorumlusu kim? Elbette biz ebeveynleriz. Çünkü yeni nesle bayramın sadece bir tatil değil, bizi biz yapan, barışın, paylaşmanın, hoş görünün yerleşmesine vesile olan hem dini hem de milli bir gelenek, bir yaşayış biçimi olduğunu ne yazık ki öğretemedik; onlara bu köklü geleneği yaşayarak miras bırakamadık. Hal böyle olunca aramızdaki gönül köprüleri bir bir yıkıldı. 

Kendi kabuğumuza çekildikçe aslında en çok kendimizden uzaklaşıyoruz. Yarın bir gün bizim de yolumuzu gözleyecek kimse kalmadığında, bu hatayı çok geç anlayacağız.

Köklerinden kopan bir toplumun geleceği de olmaz.

Tabii bir de her şeye rağmen vefayı elden bırakmayıp, doğduğu köye, anasının babasının yanına gitmek için bayramı "sıla-i rahim" bilip yollara düşenler de var. 

Bir an önce varmak için her türlü riski göze alıp gaza yüklenenler, yolları can pazarına çeviriyor Sevdiklerine kavuşmak için gidenlerin, sevdiklerini ömür boyu yaslı bırakması hangi kitaba sığar? Sabır yok, dikkat yok... 

O eski bayramların nezaketi yollarda da kaybolmuş durumda. Her bayram sonrası "şu kadar ölü, bu kadar yaralı" haberlerini okumaktan artık yüreğimiz dağlanıyor. Sizi bekleyenlerin en büyük bayramı, sizin sağ salim o kapıdan içeri girmenizdir. Bir anlık acele, bir ömürlük hasrete sebep olmasın. Direksiyon başında sabır ve dikkat, en büyük bayram hediyesidir.

Bu bayramın en gerçek, en can yakıcı tarafı ise şüphesiz büyüklerimiz, emeklilerimiz... Ömrünü bu vatana hizmetle geçirmiş, saçını başını bu yolda ağartmış, evlatları için fedakarlıklarda bulunmuş büyüklerimiz, bu bayramı ne yazık ki boynu bükük karşılıyor. Bir yandan “Acaba çocuklarım, torunlarım bayram ziyaretine gelecekler mi?” diye yol gözlerken, bir yandan da hayat pahalılığı ve yetersiz kalan maaş ve bayram ikramiyesi, zaten geçim derdinde olan emeklimizin bayram sevincini iyice gölgeledi. Torununa bir bayram harçlığı vermenin hesabını yapan emeklinin halini görmemek, o sessiz çığlığı duymamak hepimizin vebalidir. Yarınlara daha insani ve daha kenetlenmiş bir toplum mirası bırakmak hepimizin ortak borcudur.

Görünen o ki, biz bayramları değil, bayramlar bizi terk ediyor. Geleneklerimize, inancımıza ve birbirimize sahip çıkmadığımız sürece, takvimdeki kırmızı günlerin hiçbir hükmü kalmayacak. 

Geleneklerimize sahip çıktığımız, kazasız belasız sevdiklerimize kavuştuğumuz ve herkesin yüzünün güldüğü nice bayramlara ulaşmak dileğiyle.

Cengiz Ceylan 

Eğitimci Yazar

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —