Zeki BAŞTÜRK (Emekli Milli Eğitim Müdürü)

Tarih: 23.01.2026 00:41

GÖNDERDEN İNDİRİLEN BAYRAK

Facebook Twitter Linked-in

GÖNDERDEN İNDİRİLEN BAYRAK

Nusaybin’de bir grup tarafından  Türk Bayrağı’nın gönderden indirilmesi, yalnızca bir bez parçasına yönelmiş bir eylem değildir. O an, bir simge hedef alınmıştır.  Daha doğrusu, bir toplumun ortak belleği, ortak dili ve ortak geleceği yoklanmıştır. Çünkü bayrak, yalnızca dalgalanan bir kumaş değil; bir arada yaşama iradesinin görünür ve somut biçimidir.

Bayrak, İstiklal Marşı, Atatürk, dilimiz ve yurdumuz… Bunlar bir ideolojinin değil, bir toplum sözleşmesinin temel taşlarıdır. Farklı inançların, farklı kimliklerin, farklı siyasal görüşlerin üzerinde uzlaştığı ortak zemindir. O zemin çekildiğinde geriye sadece fay hatları kalır.

Bir toplumu bir arada tutan şey, yalnızca yasalar ya da sınırlar değildir. Asıl bağlayıcı olan, ortak değerlerdir. Bayrak bu yüzden gönderde durur; marş bu yüzden ayakta dinlenir.  Atatürk bu yüzden sadece bir tarihsel figür değil, kurucu bir akıldır. Bunlar, geçmişten bugüne uzanan bir birlik dilidir.

Son yıllarda bu ortak dilin aşındırıldığını görüyoruz. “Gelişim raporu” denilerek karnelerden silinen Atatürk fotoğları , törensizleştirilen bayramlar, değersizleştirilen ulusal günler… Her biri tek başına küçük gibi görünen bu adımlar, birlikte okunduğunda büyük bir soruya işaret eder:
Toplumu bir arada tutan çimento bilinçli mi sökülüyor, yoksa ihmalle mi dökülüyor?
Bayrağın gönderden indirilmesi işte bu iklimde gerçekleştiği için sıradan değildir. Bu eylem, yalnızca bir provokasyon değil; aynı zamanda ortak değerlerin savunulup savunulmadığını test eden bir turnusol kâğıdıdır.

Tepki gösterildi mi? Sahip çıkıldı mı? Yoksa “büyütmeyelim” denilerek geçiştirildi mi?

Oysa bazı şeyler büyütülmelidir. Çünkü sessizlik, her zaman onaylamak, kabul etmek  anlamına gelmez; bazen çözülmenin başlangıcıdır. Ortak değerler savunulmadığında, boşluk doğar. O boşluğu ise en sert, en ayrıştırıcı sesler doldurur.

Bu topraklarda birlikte yaşamanın bedeli, ortak değerlere  saygıdır. Bayrağa saygı, bir kimliğe değil; bir arada yaşama iradesine saygıdır. İstiklal Marşı’nı sahiplenmek, geçmişe değil; geleceğe tutunmaktır. Atatürk’ü savunmak, bir kişiyi değil; aklı, bilimi ve cumhuriyet fikrini savunmaktır.

Çimento çatladığında bina ayakta kalmaz. Ortak değerler aşındığında toplum dağılır. Bu yüzden sorun  bir bayrak sorunu  değil; ulusal birlik sorunudur. 
Ortak değerleri koruma ve savunma  konusunda tarafsız kalınmaz.

Ya çimentonun yanındasınızdır,
ya da dökülen enkazın.

Zeki BAŞTÜRK


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —