Menü Erzurumbirikim  Doğu'nun Dünya'ya Açılan Penceresi,Doğunun Sesi
Cengiz CEYLAN(Eğitimci Yazar)

Cengiz CEYLAN(Eğitimci Yazar)

Tarih: 31.03.2026 04:24

BEBEK KANIYLA YAZILAN "YENİ DÜNYA DÜZENİ"

Facebook Twitter Linked-in

BEBEK KANIYLA YAZILAN "YENİ DÜNYA DÜZENİ"

   Tarih, sadece meydanlarda kazanılan zaferleri değil, o savaşlar yaşanırken susanların, görmezden gelenlerin ve zalimin sofrasına meze olanların utancını da en kalın harflerle kaydeder. Bugün insanlık; Filistin’in kan gölüne dönmüş sokaklarından Lübnan’ın yıkık dökük mahallelerine, oradan İran’ın feryat yükselen eğitim yuvalarına uzanan devasa bir zulüm sarmalının içinde can çekişiyor. Yıllardır Filistin’de sivil halka, savunmasız kadınlara ve en acısı da henüz hayata gözlerini yeni açmış masum çocuklara yönelik uygulanan, artık "soykırım" kelimesinin bile tarif etmekte aciz kaldığı o vahşi katliamlar, bugün modern dünyanın gözleri önünde yeni bir safhaya, yeni bir coğrafyaya taşındı.

   İsrail’in sınır tanımayan saldırganlığı artık hukuk ve ahlak duvarlarını tamamen yerle bir etmiştir. Dün Gazze’yi koca bir mezarlığa çeviren bu barbar zihniyet, bugün namlusunu Lübnan’ın sivil yerleşim yerlerine, hastanelerine ve o kadim kültürü barındıran şehirlerine çevirmiş durumda. Beyrut’un sokaklarından yükselen dumanlar, Gazze’deki annelerin göğe yükselen feryatlarıyla birleşerek insanlığın vicdanına çarpıyor. Ve bu vahşet, bugün İran’daki eğitim yuvalarına kadar sirayet etmiş durumda. Okullar, sınıflar, kütüphaneler acımasızca bombalanıyor; yüzlerce öğrenci ve öğretmen, kalemlerin ve hayallerin arasından sökülüp katlediliyor. Bir okulu yerle bir etmek, sadece askeri bir strateji değildir; o bir neslin geleceğini kurşuna dizmek, bilime ve insanlığın ortak mirasına karşı işlenmiş en ağır insanlık suçudur.

   Kuşkusuz bu karanlık tabloyu okurken hakikati eğip bükmeden, eğriye eğri doğruya doğru demekten de geri kalmamalıyız. İran’daki mevcut rejimin kendi halkına karşı takındığı baskıcı tavır, insan hakları konusundaki kabul edilemez duyarsızlığı ve özgürlükleri hiçe sayan yönetim anlayışı bugün herkesin malumudur. Ancak bu yönetimsel zafiyetler ve rejimin karanlık karnesi, masum çocukların üzerine bombalar yağdırılmasını asla meşrulaştıramaz! Bir yönetime duyulan siyasi öfke, o coğrafyadaki bebeklerin katledilmesine sessiz kalmanın, bu vahşeti "hak ettiler" edasıyla izlemenin bahanesi olamaz.

  Ancak ne hazindir ki, konu İsrail’in döktüğü kan olunca, her fırsatta "insan hakları" dersi veren Batılı devletlerin dilleri bir anda tutuluyor, vicdanları körleşiyor. Amerika Birleşik Devletleri, adeta İsrail’in bir uydusu haline gelmiş, tüm dış politikasını bu saldırganlığın emrine amade kılmıştır. Özellikle Trump’ın kendini tamamen Netanyahu’nun ajandasına endekslemiş olması, bölgedeki ateşi söndürmek bir yana, Ortadoğu’yu geri dönülemez bir felakete sürüklüyor. Bu noktada Almanya’nın tutumu da ABD’den farksızdır; tarihsel bagajının ve suçluluk psikolojisinin gölgesinde Berlin, bugün İsrail devletinin en sadık hâmisi ve bu kanlı sürecin en büyük suç ortağı haline gelmiştir.

  Bu zifiri karanlığın ortasında, bölgenin ve dünyanın vicdanı olarak mazlumun hukukunu savunan sesler ise oldukça sınırlı kalıyor. Türkiye’nin bu katliamlara karşı sergilediği vicdani itiraz ve insani yardım çabaları, bölge halkları için hala bir umut ışığı niteliğindedir. 

  Öte yandan Batı dünyasının o kör sessizliğini bozan tek tük onurlu çıkışlar da yok değil. Örneğin İspanya, katliamlara karşı sergilediği o sarsılmaz ve kararlı duruşla, Filistin devletini tanıma ve ABD’ye sesini yükseltme cesareti göstererek gerçek insanlık değerlerinin ne olduğunu dünyaya hatırlatıyor.

   Daha da yakıcı ve yürek burkan olanı ise, burnumuzun dibindeki İslam dünyasının içine düştüğü o derin gaflet uykusudur. Körfez’in kabile devletleri ve bazı İslam ülkeleri, İsrail’in bu hukuk tanımaz vahşetini en gür sesle kınamak yerine, sığ siyasi hesaplarla İran’ı suçlama yarışına girmişlerdir. Kardeş kardeşe sırt dönerken, zalim de bu dağınıklıktan aldığı güçle çocukları öldürmeye devam ediyor. Unutulmamalıdır ki; masum bir çocuğun kanı üzerinden yapılan hiçbir siyasi hesap meşru değildir.

Sustuğumuz her çocuk ölümü, kendi insanlığımızdan verdiğimiz bir ödündür. 

Bugün Filistin'de, Gazze'de, Lübnan'da ve İran'da yapılan bu zulmü haykırmazsak; yarın tarihin ve Yaradan'ın karşısında verecek hiçbir cevabımız kalmayacaktır.

 

Cengiz Ceylan 

Eğitimci Yazar

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —