ÖZGÜRLÜĞÜN VE BAĞIMSIZLIĞIN SİMGESİ
Kimi geceler vardır; yalnızca bir konser değildir yaşanan. Sahnedeki notalar, geçmişin derinliklerinden gelen bir ses gibi insanın yüreğine dokunur.
12 Mart akşamı, Bursa’da Dede Efendi Salonu’nda yaşanan da tam olarak buydu. Bir konserden çok, bir anımsayış, bir değerbilirlik, bir tarih buluşmasıydı.
Sahnenin arkasında dalgalanan ay yıldızlı bayrak ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bakışları, daha ilk anda salona güçlü bir anlam yüklüyordu. Işıkların altında dizilen koro ve saz sanatçıları, sanki yalnızca müzik yapmak için değil, bir ulusun belleğimi yeniden dile getirmek için oradaydı.

Konser, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. O an, salonun içindeki herkes aynı duyguya ortak oldu: bağımsızlığın, özgürlüğün ve ulusal onurun ortak sesi… Çünkü İstiklal Marşı yalnızca bir şiir değil, bir ulusun var olma iradesinin dizelere dönüşmüş halidir.
“Korkma!” diye başlayan o ses, yüzyılı aşkın zamandır hâlâ aynı gürlükle yankılanmaktadır. Udun derin ve hüzünlü taksimi, gecenin ruhunu adeta hazırladı. Ardından Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine şiirinden bestelenmiş eser seslendirildi. Salonda bir sessizlik… Sanki her dinleyen, o dizelerde anlatılan cepheleri, fedakârlıkları ve kahramanlıkları yeniden yaşar gibiydi.
Sonrasında ardı ardına gelen türküler, marşlar ve ezgiler bir tarih yolculuğu gibiydi.
“Gök kubbenin altında yatıyor alkanlar içinde” dizesiyle yükselen ağıt, Çanakkale’nin ağır hatırasını taşıyordu.
“Hey Onbeşli”nin yürek burkan melodisi, daha bıyıkları terlememiş gençlerin cepheye gidişini anımsattı.
“Eledim eledim hölük eledim” ve “Havada bulut yok” gibi türküler, Anadolu’nun derin hafızasından süzülen birer ses oldu.
“Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı” dizesi söylendiğinde, sahne ile seyirci arasındaki mesafe sanki ortadan kalktı. Çünkü bu türküde yalnızca bir askerin değil, bir annenin, bir köyün, bir ulusun öyküsü vardı.
Ve marşlar…
“Çanakkale Marşı” ve “Ordu Marşı” yükseldiğinde salonu dolduran sesler, yalnızca bir koronun sesi değildi. Sanki tarihin içinden gelen yüzlerce, binlerce ses o an yeniden birleşmişti.
Bu konser, müziğin yalnızca bir sanat olmadığını bir kez daha gösterdi. Müzik bazen bir hatıradır, bazen bir dua, bazen de bir ulusun kendini anımsama biçimidir.
12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklal Marşı, bağımsızlığımızın dizelere dökülmüş en güçlü anlatımıdır. Bursa’da verilen bu konser ise o dizelerin yalnızca kitap sayfalarında değil, kalplerde de yaşamaya devam ettiğini gösteren anlamlı bir hatırlayış oldu.
Bu gece sahnede söylenen her türkü, her marş, sanki aynı şeyi fısıldıyordu: Bir ulusun özgürlük türküsü hiçbir zaman susmaz.
12 Mart 1921 gününü saygıyla anıyor, konserde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Zeki BAŞTÜRK







