OSMANLI DEVLETİ'NİN HAZİN SONUNU HAZIRLAYANLARDAN HAİN İNGİLİZ KUKLASI DAMAT FERİT PAŞA,
İbnilemin Mahmut Kemal "Son Sadrazamlar" adlı eserinde, Mondros Ateşkesinden sonra Türk Milletinin başına kabus gibi çöken Damat Ferit'in,
Şurayı Devlet üyelerinden Hasan İzzet Efendi adında Arnavut dağlısının oğlu olduğunu yazıyor. Son padişah Vahidettin'in bile "HABİS RUHLU" dediği Damat Ferit 1853 te İstanbul da doğmuştur. Aslen Karadağ ın Poşası köyündendir.
Gençliğinde Dışişleri Bakanlığında memur olarak alınmış, Pariste iken Sorbon Üniversitesinden mezun olmuş, Sultan Abdülmecid in dul kızı Mediha Sultanla evlenip saraya Damat olmuştur. Koca Cihan İmparatorluğu Osmanlının kaderine bakınki, 2.ABDULHAMİT HAN'ın yetersiz bulduğu Damat Ferit, Vahidettin tarafından Sadrazamlığa(Başbakan) getirilerek bir musibet, bir bela gibi Türk Milletinin başına sarılacaktır.
Avrupa ya gitmeden önce her gün sabah namazlarını Ayasofya Camii'nde kıldığından bahsedilen Damat Ferit, Avrupadan geldikten sonra tamamen değişmiş, boğazdaki o muhteşem yalısında çalıştırdığı erkek ve kadın bütün hizmetkarlarıda Rumlardan seçmiştir. Özel sekreteride, Yunan harbiyesi 'kadar, Yunan menfaatleri için çalışan Rum Patrik vekili Kara Todori' dir.
Damat Feriti Sadrazamlığa getirirken, Devletin Yüce Menfaatlerini düşünerek Padişaha karşı çıkan devlet adamlarının itirazlarına "Ben deli miyim" diye cevap veren Padişah, herhalde ablası Mediha Sultan'ın baskılarına boyun eğmiş olmalıdır. 4 Mart 1919 da Başbakanlık koltuğuna oturmuştur. Damat Ferit İktidara geldikten bir gün sonra, İngiliz Yüksek Komiserliği İngiltereye gönderdiği raporunda şunları yazmıştır.
"Dün Başbakanlığa getirilen Damat Ferit, bize gönderdiği haberde, bütün umudunun Allah ta ve İngilterede olduğunu ve İngiltere nin istediği kimseleri tutuklamaya hazır olduğunu bildirmiştir."
Damat Ferit in, M. Kemal e karşı Kürtleri ayaklanmaya teşebnüs ettiğinden bahseden İngiliz İstihbaratçı Armstrong da, İngilizler tarafından tutuklanarak Malta adasına sürgüne gönderilen çok sayıdaki Vatanseverlerin, Damat Ferit in ricası üzerine sürgüne gönderildiğini yazmıştır. Beş defa Sadrazamlık (Başbakanlık) görevine getirilen bu adam bütün Kabinelerde İngiliz uşakları kişileri bakanlıklara getirmiştir.
13 Eylül 1919 da İngiliz Amiral Robeck e diyecektir ki:
"Ya siz M. Kemal in üzerine bir ordu göndermemize izin verin yada siz bir askeri kuvvet göndererek stratejik noktaları işgal edin." Kendi vatanının işgal edilmesini düşmana teklif edecek kadar da alçak bir adamdır. Türk İstiklal Savaşında Türk gizli servisi M. M Grubu, işgal kuvvetlerine mensup, general, amirallerin, Osmanlı paşalarının, başı sarıklı bazı din adamlarının sık sık Damat Ferit in yalısına geldiklerini, gizli ajanlarından Galip Vardar sayesinde tesbit etmiştir. Sadrazam Damat Ferit in Boğazdaki yalısına gelenlenlerin listesinde kimler yoktur ki... İşte gelenler:
General Harrington, General Şarpi, General Monpelli(bu ingiliz, fransız ve italyan Generaller Mudanya Ateşkes antlaşmasında Mudanya da General İsmet Paşa ile masada hesaplaşacaklar ve Türkiye kazanacaktır) Albay Nelson, Kumandan Benet le birlikte Şeyhülislam Dürrizade Abdullah efendi, Mustafa Sabri efendi, Sait Molla, Filozof Rıza Tefik, Bağdatlı Hadi paşa, Artin Cemal gibi, Türk İstiklal Harbi ne karşı ecnebilerin yanında yer alan gafiller topluluğu.
Bu hainlerin bir kısmı İngilizler tarafından maaşa bağlanacak, bir kısmı İşgal kuvvetlerini Türk Milliyetçilerinin üzerine sevk edecek, kimi Kürt, kimide Çerkez ayaklanmalarını tezgahlayacaklardır. Aralarında Yunan ordusunun başarısı için halkın dua etmesini isyeyen ahlaksızlarda vardır. Kimide Vatansever Kumandan M. Kemal ve K. Karabekir Paşa gibi Milli mücadelenin başaktörlerinin İdam fermanlarını verecektir.
Türk İstiklal Harbi Eylül 1922 de kazanılınca, Padişah'ın bile haberi olmadan 21 Eylül 1922 de ailesi ile birlikte İstanbuldan kaçarak, Fransanın Nice şehrine yerleşip, 1923 ekiminde ölmüştür. Tarih boyu Türk devletlerinin yıkılışları incelendiğinde, Diş güçlerden ziyade kendi içimizdeki hain, gafil ve satılmış alçaklar sayesinde yıkıldıkları ortaya çıkmaktadır. Osmanlının da hazin sonu böyle olmuştur. İçimizdeki hainlere dikkat edelim ki bekamız tehlikeye düşmesin. Yüce Allah bu milleti her türlü tuzaklardan korusun. (saygılarımla).
Enver Kabul