Nereye Gidiyoruz
"Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar."
Mustafa Kemal Atatürk
"İyi yetiştirilmiş her çocuk, bir şeref madalyasıdır."
Bilgi ŞAKAR
Milletlerin var olabilmek için en güçlü silahları iyi eğitilmiş çocuklarıdır. Bu çocuklar ki kendi ayakları üzerinde durabilir, sorun çözebilir, var olanı daha ileriye götürebilir, düşünür, fikir eder, çabalar, bütün canlılara saygı duyar, görev ve sorumluluklarını yerine getirir. Ve Ata'mızın da dediği gibi fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller olarak yetişirler.
Günümüzde her şey gibi eğitim de değişik bir yöne evrilmektedir. Elbette ki çağımızın gereklerini yararımıza olacak şekilde kullanacağız. Yapay zekayı da akıllı tahtayı da her türlü sosyal medyayı da eğitimin parçası haline getireceğiz. Fakat madalyonun başka bir yüzü daha var. Oradaysa sadece yapılmış gibi gösterilen işler. Her şeyin ödüllendirildiği, her şeyin şova çevrildiği, bunu yapmayanların iyi ebeveyn veya iyi eğitimciler olmadığı şeklinde kanı uyandırılan işler. Her şeyin reklama dönüştürüldüğü fakat gerçekte içi boşaltılmış…Oysaki eğitim insanı hayatın içinde geleceğe hazırlayan ve olumlu davranışlar, olumlu değişiklikler sağlayan bütüncül bir öğrenim sürecidir. Burada tamamen insanın hayat içinde yapabileceği becerilerine odaklanması ve yaptıklarının daha üstüne çıkabilmesi amaçlanmaktadır. Elbette ki milli ve manevi değerlerle besleyerek, daha da ileriye götürerek…
Her Türk gencinin bir bayrak olduğu gerçeğiyle, Türkiye Cumhuriyeti'ni bu yeni nesile emanet edeceğimizi, geleceğimizi emanet edeceğimizi unutmadan yetiştirmekten bahsediyoruz. Ayakkabısını bağlayamayan insanların ellerindeki koca koca taktir belgeleri, her şeyi yapmış gibi gözüken ve yüksek notlarla dolu süslü karneler, boy boy çekilmiş fotoğraflar çok da doğru gibi gelmiyor bana. Açıkçası, “Eğitimde nereye doğru gidiyoruz?” diye kara kara düşündürüyor beni.
Hiçbir şey boşluk kabul etmez, zamanla iyiliğin yerini kötülük, hakkın yerini güç, nezaketin yerini şiddet ve zorbalık doldurur. Sonrası, duygularını kontrol edemeyen, karşısındaki insana tahammül edemeyen ve suç işlemeye yatkın bireyler… Şimdi fark edilip tedbir alınmazsa çok geç kalınmış olabilir.
İnsan çok yönlü ve sosyal bir varlıktır. İnsan önce birey olarak var olmalı; evde, sınıfta, okulda, sokakta ve her yerde kendine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelidir. Bunun için bir ödül beklemek olmaz. Çocuk okula başladı, ödül,; okudu ödül; sınıfını geçti ödül; karne aldı ödül...
Her yaptığı ödüllendirilen çocuk, ödülsüz hiçbir şey yapmayacaktır artık.
Bu, ana sınıfından başlayarak sürekli devam edecektir.
Oysaki insan için ÖĞRENEBİLMEK, başlı başına en büyük ÖDÜLDÜR. Bir insan bir şeyi yapabiliyorsa, bir şey yapmayı başarabiliyorsa, olumlu bağ kurabiliyorsa, sosyalleşebiliyorsa bunlar zaten ödüldür. Her yaptığı şey için ödül vermek, onu sürekli alkışlamak çocuğu yaptığı her şeyde bir ödül beklentisine sokacaktır. Yapacağı her şeyi iyi ya da güzel olduğu için değil, ucunda ödül olduğu için yapar hale gelecektir. Elbette ki çocuklarımıza hediyeler, ödüller alacağız ancak şartlı veya başarıya endeksli olarak değil, sevdiğimiz için var oldukları için… Hem ailelerin bu konuda bir şeyleri değiştirmeleri gerekiyor hem de eğitimcilerin. Benim kendi fikrim, bir çocuk kendi üzerine düşen görevi yaptığı için ödül verilmez. Emeği ve çabası taktir edilir, bu onun için yeterli bir iç motivasyon olur.
Günümüzde sanırım insanlar, "Ben yaşamadım, çocuğum yaşasın; benim yoktu çocuğumun olsun." diye düşünerek her şeye ödül verir oldular. Halbuki çocuklar bunu bilmez, biz yapa yapa onları alıştırıyoruz. Sonra da çocuklarımızı ödül bekler hale getiriyoruz. Düşünsenize, böyle bir çocuk ödül olmadan hiçbir şey yapmaz.
Hak etmediği şey ona sunuldukça daha da çoğunu isteyecek ve bunda bir yanlış görmeyecektir. Belki de zamanla zorla ve zorbalıkla başkasının elindekilerini de alacaktır.
Yarın büyüdüğünde yaptığı işte, evliliğinde, her şeyde bir ödül bekleyecektir. Ve bu doğru bir bekleyiş olmayacaktır. Bu çocuklar ödül almadıklarında mutsuz, ileride yetersiz olacaklardır. Her yerde bu kadar ilgi göremeyebilirler bir boşluğa düşebilirler. Özellikle ergenlik çağında, gençlik döneminde birbiriyle olan ilişkilerin bir yarış haline dönüşmemesi gerekir. Her ailenin alım gücü farklı olduğu için ödül de farklı olacaktır. Yapılan her şeyin sosyal medyaya atılması ve bunun abartılarak yapılması çok da doğru değil. Bu kadar şova, reklama gerek var mı? Çocuklarımızın resimleri neden boy boy sosyal medyada yer alıyor? Karnesini alan sosyal medyada, notları, T.C. kimlik numarasına varana kadar her şeyi görünüyor. Peki bu güvenli mi? Böyle yaparak çocuğunuzu tehlikeye atmış olmuyor muyuz? Çocuklarımızı ruhen ve bedenen her türlü tehlikeden korumak, hepimizin görevi değil midir?
Her istediği yapılan, yere göğe konulmayan, şımarıklığı öz güven sanan, kuralsız, düştüğünde kalkmak için çabalamayan, başkalarından medet uman, benmerkezci olarak yetişen veya yetiştirilen çocuklar, ileride nasıl güçlü bireyler olacaklar? Nasıl sorumluluk alacaklar?
Bütün eğitimcilerin, ailelerin en önemli ve birincil amacı çocukları iyi yetiştirmek olmalı. Çocuklarımızı, yarının büyükleri olarak ülkemizi, devletimizi onlara emanet edeceğimiz bireyler halinde yetiştirmek olmalı. O zaman herkesin şapkasını önüne koyup yeniden düşünmesi gerekiyor. Unutmayalım; iyi yetiştirilmiş her çocuk bir şeref madalyasıdır.
Bilgi ŞAKAR
Eğitimci Şair Yazar





