LOJİSTİK ÇÖKÜŞTEN ŞEHADET DESTANINA:
ALLAHUEKBER DAĞLARI VE KOLORDULARIN DRAMATİK ANALİZİ (Yazı Dizisi- 3/1)
22 Aralık 1914 sabahı, Türk harp tarihinin en dramatik safhalarından biri, 3. Ordu’nun genel taarruz düzenine geçmesiyle başladı. Akademik bir perspektifle incelendiğinde, bu safha sadece bir kahramanlık hikâyesi değil; aynı zamanda askeri lojistik, coğrafi determinizm ve emir-komuta hatalarının kesiştiği bir vaka analizidir.
1. Harekâta Katılan Asker Sayısı ve Durumu
3.Ordu’nun bu harekât sırasındaki durumu, Genelkurmay ATASE Daire Başkanlığı arşivlerine göre şu şekildedir:
Harekat Başlangıcı: 3. Ordu’nun Mevcut Gücü
Birim | Toplam Personel | Muharip (Savaşan) Sayısı | Akıbet |
|---|---|---|---|
9. Kolordu | ~28.000 | ~20.000 | Sarıkamış'a ulaşabilen 1.000 kişi. |
10. Kolordu | ~40.000 | ~30.000 | Allahuekber Dağları'nda %80 kayıp. |
11. Kolordu | ~35.000 | ~27.000 | Aras Vadisi'nde göğüs göğse çarpışma. |
Diğer (Süvari vb.) | ~15.000 | ~10.000 | Lojistik ve ikmal zorluklarıyla erime. |
GENEL TOPLAM | ~118.000 | ~87.000 | Sadece bir avuç sağ kalan. |
Küçük Bir Not, Büyük Bir Gerçek: > "Sarıkamış’a dair rakamlar konuşulurken sıkça yapılan bir hata vardır. Kağıt üzerinde görünen 120 bin kişilik ordunun tamamı ön hatta çarpışan askerler değildi. Bu dev mevcudun içinde nakliyecisinden sıhhiyesine kadar binlerce geri hizmet personeli bulunuyordu. Sarıkamış’a bizzat saldıran, elinde tüfeğiyle karların içinde Rus siperlerine koşan asıl vurucu güç yaklaşık 70.000-75.000 kahramandı. İşte asıl büyük trajedi, bu elit vurucu gücün bir avuç kalana dek karlar altında eriyip gitmesidir."
2. Askerin Fiziksel Durumu ve Donanımı
Askerin durumu, harekâtın başarısızlığındaki en belirgin değişkendir. 3. Ordu, kış harekâtı yapacak teknik donanımdan yoksundu:
Giyim ve Kuşam: Askerlerin büyük çoğunluğunun üzerinde "yazlık" olarak tabir edilen ince pamuklu kumaştan yapılmış üniformalar vardı. En büyük zayiat sebebi olan hipotermi, askerlerin kışlık kaput (paltolarının) olmayışından kaynaklanmıştır.
Ayakkabı Sorunu: Birçok askerin ayağında bölge şartlarına uygun botlar yerine, ıslandığında donan ve ayak parmaklarının kangren olmasına yol açan çarıklar bulunuyordu.
Beslenme: İkmal hatları kardan kapandığı için askerler yanlarında taşıdıkları birkaç günlük peksimet ve kavurga ile yetinmek zorunda kalmış, harekâtın 3. gününden itibaren açlık baş göstermiştir.
3. Sağlık ve Lojistik Zafiyet
Harekât öncesinde ve sırasında ordunun sağlık durumu, muharip gücü doğrudan etkilemiştir:
Salgın Hastalıklar: 3. Ordu içerisinde Tifüs salgını harekât öncesinde başlamıştı. Bitler vasıtasıyla yayılan bu hastalık, binlerce askerin daha cepheye ulaşmadan bitkin düşmesine neden olmuştur.
Lojistik Çöküş: Karadeniz üzerinden İstanbul’dan gönderilen ve içinde kışlık giysi, mühimmat ve erzak bulunan üç büyük gemi (Bezm-i Âlem, Bahr-ı Ahmer ve Mithat Paşa), 6-7 Kasım 1914’te Ruslar tarafından batırılmıştı. Bu olay, askerin "yazlık kıyafetle kışı geçirmek" zorunda kalmasının temel sebebidir.
Devlerin Şahlanışı: Kolorduların Hareket Yolları ve Taarruz Hattı
Harekât, üç ana kol üzerinden bir kuşatma manevrası olarak planlanmıştı: 3.Ordu’nun üç büyük gövdesi olan 9, 10 ve 11. Kolordular, 22 Aralık sabahı tan yeri ağarırken farklı mevzilerden, ama aynı büyük gaye için yola çıktılar.
9. Kolordu (İhsan Latif Paşa komutasında): Bardız (Gaziler) üzerinden doğrudan Sarıkamış'a taarruz edecekti.
Enver Paşa ile birlikte Bardız’a doğru hamle yaptı. 10. Kolordu ile paralel bir ilerleyiş sergileyerek Rusların sağ kanadını bir "kıskaç" gibi kapatmayı hedeflediler.
- 10. Kolordu ise (Albay Hafız Hakkı Bey komutasında): Stratejik kuşatmanın en zorlu görevini üstlenerek Allahuekber Dağları üzerinden Sarıkamış’ın kuzeyine sarkacaktı.
Oltu istikametine, yani en uzak ve en sarp rotaya doğru ilk adımı attı. Onların yolu en uzundu, bu yüzden en erken ve en hızlı hareket etmesi gereken onlardı.
- 11. Kolorduda (Galip Paşa komutasında): Aras Vadisi boyunca Rusları oyalayarak (tespit görevi) geri çekilmelerini engelleyecekti
Diğerlerinden biraz daha farklı bir zamanlama ile hareket etti. Görevi ise Rus ana kuvvetlerini cepheden oyalayarak (tespit ederek), onların Sarıkamış'a yardıma gitmesini engellemekti.
Kuşatma kolları (9. ve 10. Kolordular) dağlarda mesafe alırken, 11. Kolordu cephe hattında Rusların üzerine atıldı. Bu bir nevi "kurban etme" veya "perdeleme" göreviydi; tüm yükü ve ateşi üzerine çekerek diğer kolorduların gizlice arkadan dolanmasını sağlamaktı.
Harekâtın başladığı 22 Aralık sabahı ordu bir bütündü; ancak coğrafyanın azizliği bu birlikteliği bozdu:
9. Kolordu nispeten daha kısa bir yoldan giderken, 10. Kolordu Allahuekber Dağları'na sapınca aradaki mesafe ve zaman açıldı.
O günün teknolojisiyle (telsiz yetersizliği ve kabloların karda kopması), aynı anda başlayan yürüyüş, 24 saat geçmeden birbirinden kopuk üç ayrı trajediye dönüştü.
KOLORDULARIN AKIBETİ VE MÜCADELELERİ
- 9. Kolordu'nun Sarıkamış Yürüyüşü:
- Kolordu, Enver Paşa’nın bizzat içerisinde bulunduğu ve harekâtın ana darbe gücü olarak planlanan birliğimizdir. Bu kolordu, Rus savunmasını tam kalbinden vurmak üzere Erzurum’dan yola çıkmış, imkânsızlığı imanla aşmaya çalışmıştır.
Hareket Güzergâhı ve Taarruz Hattı
- Kolordu ((İhsan Latif Paşa) komutasında), 22 Aralık sabahı Köprüköy’den hareket ederek kuzeye, Bardız (Gaziler) istikametine yönelmiştir.
- 11. Kolordu Rusları cepheden oyalarken, 9. Kolordu süratle Sarıkamış’ın güneybatı kapısına dayanacak ve şehri ele geçirecekti.
- Bardız üzerinden geçerek Sarıkamış’a giden bu yol, 10. Kolordu’nun geçtiği Allahuekber Dağları kadar yüksek olmasa da derin vadiler ve dondurucu kar fırtınalarıyla doluydu.
Bardız Geçidi: Soğuğa ve Yorgunluğa Karşı Son Direniş
- Kolordu, Kolordu, 22 Aralık sabahı Köprüköy’den hareket ederek Sarıkamış’ın güneybatı kapısı olan Bardız (günümüzdeki adıyla Erzurum-Şenkaya’ya bağlı Gaziler) istikametine yönelmiştir. Harekatın kalbi sayılan bu bölgede, Bardız köylüleri Mehmetçiğe hayati destekler sağlamışlardır:
24 Aralık tarihinde Bardız’a ulaştığında, askerler zaten iki gündür uykusuz ve kar içindeydi. Mehmetçik, sırtındaki kısıtlı cephanesi ve üzerindeki yazlık üniformasıyla, soğuğun iliklere işlediği gecelerde birbirine sarılarak ısınmaya çalışıyordu.
- Dondurucu soğuğa rağmen üzerlerinde sadece yazlık üniforma bulunan askerler için köyün kadınları seferber olmuştur. Evlerindeki yün çorapları ve çarıkları çıkararak Mehmetçiğe giydirmişlerdir.
- Köy halkı, kendi kışlık ihtiyaçları için ayırdıkları ambarlardaki tüm buğdayı ve zahireyi (erzakı) tereddüt etmeden Türk ordusuna tahsis etmiştir.
- Bardız Camii, o zorlu günlerde askerler için hem bir sığınak hem de manevi bir güç merkezi olarak kullanılmıştır.
- Bardız köyü, harekatın yönetildiği ana merkezlerden biri olmuş ve Enver Paşa bu köyde konaklamıştır.
- Bardız civarındaki Rus karakollarını süngü hücumlarıyla birer birer düşüren bu kahraman birlik, 25 Aralık akşamı Sarıkamış’ın hemen üzerindeki sırtlara, Çerkezköy mevkiine kadar ulaştı.
- Bu desteklerle beraber 25 Aralık akşamı Sarıkamış'ın ışıklarını görecek kadar hedefe yaklaşmış olan Mehmetçik; ancak dondurucu soğuk nedeniyle son hamleyi yapacak dermanı kalmamıştır. Bugün bu vatanın evlatları şunu çok iyi bilmelidir: 9. Kolordu’nun öncü birlikleri, Sarıkamış’ın şehir ışıklarını fark edecek kadar hedefe yaklaşmışlardı. Ancak o ışıklara ulaşmak için gereken son fiziksel güç ve takat, dondurucu ayazın şiddetiyle tükenmiş ve adeta buz kesmişti.
- 9.Kolordu Sarıkamış önlerine ulaştığında, mevcudunun büyük kısmını savaşarak değil, ağır kış şartları altında direnerek tüketmişti.
- Askeri raporlarda, 9. Kolordu askerlerinin Sarıkamış önlerindeki ormanlık alanlarda, mevzilerini terk etmeden, silahları ellerinde donmuş halde bulundukları yazılıdır. Bu, bir ordunun sadece komutanına değil, vatanına olan sadakat ve biatının en keskin nişanesidir.
9. Kolordu: Köprüköy’den Sarıkamış’ta Teslimiyete Kayıp Çizelgesi
Tarih / Dönem | Mevki | Mevcut (Muharip) | Zayiat (Kayıp) | Kalan Güç | Kayıp Sebebi |
|---|---|---|---|---|---|
Kasım 1914 | Köprüköy Ön Safhası | 40.000 | - | 40.000 | Seferberlik sonrası tam kolordu mevcudu. |
1-20 Aralık | Köprüköy Muharebeleri | 40.000 | 11.600 | 28.400 | Ruslarla yapılan ön çarpışmalar, hastalık ve firar. |
22 Aralık | Narman (Yürüyüş Başı) | 28.400 | - | 28.400 | Kuşatma harekatının başladığı an. |
23-24 Aralık | Soğanlı Dağları Etekleri | 28.400 | 5.900 | 22.500 | İlk gece yürüyüşü, şiddetli tipi ve donma. |
25 Aralık | Soğanlı Dağları Geçitleri | 22.500 | 7.500 | 15.000 | Büyük Felaket: Dağ geçidinde kitlesel donma şehitleri. |
26-29 Aralık | Sarıkamış Şehir/Sırtlar | 15.000 | 11.500 | 3.500 | Rus ateşi, sokak çatışmaları ve açlık. |
30 Aralık - 3 Ocak | Kuşatılma Bölgesi | 3.500 | 2.000 | 1.500 | Son direniş, mühimmatsızlık ve erime. |
04 Ocak | Çerkezköy (Teslim) | 1.500 | 1.500 | 0 | Kalanların esir düşmesi (İhsan Paşa dahil). |
9. Kolordu’nun Tasfiyesi
- Kolordu, Kasım ayındaki kanlı Köprüköy ve Azap muharebelerinde yaklaşık 11.600 vatan evladını henüz harekât başlamadan bırakmıştı. Bu büyük kayba rağmen, 22 Aralık sabahı Sarıkamış’a doğru asıl kuşatma yürüyüşüne geçildiğinde elde kalan mevcudiyet 28.400 eğitimli ve seçkin muharip askerden oluşuyordu. Ancak 25 Aralık gecesi Sarıkamış’ın ışıkları göründüğünde tablo dehşet vericiydi:
- Kolordu, Sarıkamış’ın hemen üzerindeki sırtlara ve şehir merkezine yapılan o son taarruza ulaştığında, elinde tüfek tutabilen asker sayısı yaklaşık 5.000 ile 6.000 civarına düşmüştü. (Bu sayı, 29 Aralık’taki son sokak çatışmalarına gelindiğinde ise 3.500'e kadar inecekti.)
- Sadece 4-5 gün içerisinde (22-26 Aralık), kolordunun yarısından fazlası ya Soğanlı Dağları'nın geçitlerinde donarak şehit düşmüş ya da takati kesilerek karların içinde son nefesini vermişti. 25 Aralık gecesi yaşanan o "Büyük Kırım", tek bir gecede 7.500 askeri daha toprağa bile giremeden karın altına gömmüştü.
- Kolordunun dağ topları ve ağır makineli tüfekleri, hayvanların donması ve derin kar nedeniyle yollarda terk edilmişti. Şehre varan o bir avuç kahramanın elinde sadece süngüleri ve nemli mühimmatları kalmıştı.
25 Aralık'ı 26 Aralık'a bağlayan gece Sarıkamış sokaklarına girenlerin durumu, Rus raporlarında şu sarsıcı cümleyle anlatılır:
"Karşıdan gelenler bir ordu değil, ayakta duran hayaletlerdi. Üstleri başları buz tutmuş, gözleri sadece bir noktaya odaklanmış bu insanlar, mermi atmak yerine süngüleriyle üzerimize atılıyorlardı."
Ocak ayının ilk günlerine gelindiğinde, 9. Kolordu’nun artık bir askeri birlik vasfı kalmamıştı. 4 Ocak 1915 günü, başta Kolordu Komutanı İhsan Paşa ve kurmay heyeti olmak üzere, hayatta kalan son 100 civarı subay ve yaklaşık 1.000 ile 1.500 nefer, Çerkezköy mevkii yakınlarında Ruslar tarafından esir alındı.
Düşmanın Gözüyle: "İnsanın Bittiği Yerde Türkler Başlıyordu"
- Kolordu’nun dramı Rus saflarında büyük bir şaşkınlık ve korkuyla izlenmişti. Rus General Yudeniç, Sarıkamış’ın sokaklarında süngüyle çarpışan, açlıktan ve soğuktan bitap düşmüş Türk askeri için günlüğüne şu notu düşer:
"Karşımızda savaşanlar insanüstü bir irade sergiliyorlardı. Normal bir ordunun çoktan teslim olacağı veya geri çekileceği şartlarda, Türkler donmuş parmaklarıyla tetik çekmeye çalışıyor, mermileri bitince sanki soğuğu hiç hissetmiyorlarmış gibi süngüleriyle üzerimize atılıyorlardı. Onları yenen bizim silahlarımız değil, bu korkunç coğrafyanın tabiatıydı."
Başka bir Rus subayı ise esir alınan 9. Kolordu heyetini gördüğünde, İhsan Paşa ve subaylarının üzerindeki yırtık pırtık ama vakur duruşu şu sözlerle tarif eder:
"Teslim olduklarında bile mağlup bir ordu gibi değil, sadece görevini tamamlamış ama dermanı kalmamış devler gibiydiler."
Dallarda Kalan Son Nefes: Sarıkamış’ın "Ağaç Heykelleri"
Sarıkamış Harekatı’nın belki de insan aklının sınırlarını en çok zorlayan, en hüzünlü sahnesi, 9. Kolordu askerlerinin Sarıkamış ormanlarındaki o son sığınışlarıdır. 25 Aralık’tan itibaren Soğanlı Dağları’nın o dondurucu nefesiyle ormanlara sığınan askerler, sadece Rus mermisiyle değil, doğanın en vahşi yüzüyle de karşı karşıya kaldılar.
O gece ormanlarda yaşananlar, savaş tarihinin çok ötesinde bir trajedidir:
Bu trajediyi en net anlatan isimlerden biri, 9. Kolordu Kurmay Başkanı Şerif İlden Bey'dir. Anılarında, sabah gün aydınlandığında ağaçların dallarında kaskatı kesilmiş, sanki canlıymış gibi duran ama aslında donmuş olan askerleri gördüklerini dehşetle anlatır.
"Bazı askerler ağaçların gövdelerine sarılmış, bazıları ise dalların arasında uyur gibi donup kalmıştı. Kar sarsıldığında veya rüzgâr estiğinde bu cansız bedenler birer meyve gibi yere düşüyordu."
Kurt Sürüleri ve Son Sığınak Gece kar fırtınasıyla birlikte ormanda yankılanan kurt ulumaları, zaten açlık ve soğuktan bitap düşmüş askerler için son bir dehşet dalgasıydı. Silahlarını ateşleyecek, süngülerini tutacak dermanı kalmayan Mehmetçikler, vahşi hayvanlara yem olmamak için son bir can havliyle çam ağaçlarının alt dallarına tutunup yukarı tırmandılar. Ancak -40 dereceye varan o bıçak gibi soğuk, onları tırmandıkları dallarda, elleri ağaca kenetli halde yakaladı. Sabah olduğunda, Rus devriyeleri ağaçların tepesinde, karların arasında dallara sarılmış halde donmuş "insan meyveleri" gördüler.
Yalancı Sıcaklık ve Ölüm Uykusu Tıbbi literatürde "paradoksal soyunma" denilen o korkunç son, 9. Kolordu’nun birçok neferini vurdu. Donmanın son safhasında beyin, vücudun yandığını zanneden bir illüzyona kapılır. Bu yalancı sıcaklık hissiyle, askerlerimizin birçoğu karların ortasında paltolarını, ceketlerini çıkarıp atmış; sanki bir yaz bahçesindeymiş gibi huzurlu bir gülümsemeyle ağaç diplerine uzanmışlardır. Oysa o an, beyaz ölümün onları ebedi uykusuna çağırdığı andı.
Ayakta Duran Hayaletler Rus General Yudeniç ’in raporlarına giren o meşhur tasvir, bu trajediyi mühürler: "Ormanda ilerlerken ağaçların altında sırt sırta vermiş, tüfekleri ellerinde bekleyen bir grup Türk askeri gördük. Ateş etmediler. Yanlarına gittiğimizde gördük ki; hepsi ayakta, oldukları vaziyette donmuşlardı. Gözleri açıktı ama artık bu dünyaya bakmıyorlardı."
Özetle
"22 Aralık’ta 28.400 fidanla yola çıkan 9. Kolordu, Sarıkamış kapısına vardığında bir avuç nefer kalmıştı. Onlar sayıların değil, niyetlerin ordusuydu. Onlar 9. Kolordu, Sarıkamış'ın kapısını çalan ama o kapıyı açmaya dermanı kalmayan bir babayiğitler topluluğudur. Onlar yenilmediler, sadece dünya üzerindeki vazifelerini tamamlayıp mülkün sahibine yürüdüler." Cengiz Ceylan
Cengiz Ceylan
Eğitimci Yazar





