KURTULUŞ SAVAŞI BATI CEPHESİNDE EN KRİTİK MUHAREBELER ve YUNAN HAYALLERİNİN TÜRK'ÜN ÇELİK İRADESİ KARŞISINDA DARMADAĞIN OLUŞU:
Yunanlılar Batı Cephesinde aldıkları 1. ve 2. İnönü yenilgilerinin intikamını almak için Anadoluya 5 Tümen daha asker çıkararak askeri hazırlığını tamamlamış, Yunan Kralıda eski Bizans imparatorunun ismini alarak Megalo idea hayellerine kapılarak, Atina'dan İzmir'e geçerken, Yunan Tiyatro ekibini İzmir'e getirmişti.
Ankara işgal edilecek, bu tiyatro ekibide Yunan zaferini sahneye koyacaktı. Yunan kralı dahada ileri gitmiş, dereyi görmeden paçasını sıvamıştı. Yanında kocaman bir Sandık, içindede zafer sonrası Komutanlarına vereceyi madalyalar ve nişanlar bulunuyordu. İngilizlerde Yunanlılara her türlü desteği sağlamışlardı.

Hayallere kapılan yunan ordusu 10 Temmuz 1921 de harekete geçmiş, sırasıyla Afyon, Kütahya ve Eskişehir yunanlıların eline geçmişti. Fevzi Paşanın İsmet Paşaya, yunanlılar ilk önce Afyona saldıracaklar uyarısına rağmen, malesef İsmet Paşa hala İnönü'de bekliyordu. Onun bu taktik ve stratejik hataları yüzünden az daha ANKARA düşecekti. 24 Temmuz 1921 de Türk Ordusunun yaptığı karşı Taarruz sonucu deyiştirmemiştir. Bunun üzerine M. Kemal İsmet Paşaya, "Türk Ordusunun taktik savunma yapmak amacıyla Sakarya ırmağının doğusuna çekilmesini emretmişti".
Ankara'da moraller bozuktu. Bazı milletvekilleri, M. Kemal e" Ordu nereye gidiyor, Millet nereye götürülüyor " sorularını soruyorlardı. Meclis olağanüstü toplanmıştı. İçlerinde Rıza Nur, Mahmut Esat Buzkurt, Konya mebusu Vehbi Hoca'nın bulunduğu bir grup Milletvekili cepheye gittiler. Askerin durumunu yakından gördüler. 100 bin lik Ordudan geriye 20 bin kalmıştı. Askerin ayağında çorap, çarık yoktu. Sihahlarıda baskın yiyince bırakarak geri çekilirken yunanlıların eline geçmişti. Askerle konuşan Milletvekilleri bizden istekleriniz nedir? diye sorduklarında Askerler:

"Biz baskın yedik. Savaşmadan silhımızı bırakarak geri çekildik. Anlımıza sürülen bu kara lekeyi temizleyeceğiz. Sizden iki isteyimiz var. Birincisi, iyi bir Komutan isteriz, ikincisi yeniden elimize silah verin, üstümüzü, başımızı giydirin, karnımızı doyurun. Anlımıza sürülen bu kara lekeyi temizliyeceğiz". dediler.
Cepheden çok acele dönen Milletvekilleri, TBMM nin acilen toplanmasında cephede gördüklerini, askerin İsmet Paşa yerine iyi bir komutan istediklerini kürsüden anlattılar.
Çünkü Ankara'da panik havası vardı. Meclisin Kayseriye taşınması gündeme gelmiş, bazı Vekiller ve gizli evraklar bile Kayseriye doğru yola çıkmıştı.
Gizli celsede Dersim mebusu DİYAP AĞA'NIN "Biz buraya kaçmayamı geldik ölmeyemi?" dediyi söylenmiş isede kayıtlara geçmemiştir.
En etkili konuşmayı Erzurum Milletvekili DURAK BEY yapmıştır.

"Eğer Meclis Kayseriye taşınırsa halkın maneviyatı kırılacaktır. Milletvekillerinin kaçtığı zannedilecektir. Meclis Ankara'da kalmalıdır" diyerek sağduyulu konuşarak, "ÖLMEK VARSA ANKARA'DA ÖLELİM" diyerek herkesi yatıştırmıştır.
Rıza Nur ve arkadaşlarının teklifi üzerine 5 Ağustos 1921 de M. Kemal e üç aylık süreyle BAŞKOMUTANLIK YETKİSİ verilmiştir. Başkomutan M. Kemal 8 Ağustos 1921 de Türk Ordusunun bütün ihtiyaçlarının karşılanması için "Onbir Emir" dediğimiz TEKALİFİ MİLLİYE EMİRLERİNİ yayınlamıştır. Bu emirlerin yerine getirilmesi görevi Albay Refet Bele'ye verilmiş, emirlerin uyğulanmasını kontrok için çeşitli yerlerde İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur. Rıza Nur hatıralarında Yunanlılar için şu gerçek tabiri kullanmıştır. "Yunan askeri kadar yeryüzünde ahmak bir ordu daha yoktur. İyiki ahmaklar. Çünkü Eskişehir bozgunundan sonra Ordumuz geri çekilmişti. Eğer yunanlılar yürüyüşlerine devam etselerdi bir hafta içinde Ankara' yı işgal edebilirlerdi. İyiki ahmaklar, iyiki salaklar" diyecektir. Onbeş gün içerisinde hiçbir milletin başaramayacağı bir şekilde yeniden toparlanıp, Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunan megalo ideallerini başlarına geçireceğiz. M. Kemal ve Fevzi Paşa lar Sakarya M. Muhasebesinde efsaneleşerek Yunan çapulcularına gereken dersi verirken, anlımıza sürülen kara lekeyi temizleyeceğiz diyen mehmetçikte Zaferin haklı gururunu yaşıyacaktır. (saygılarımla)
Enver Kabul





