KAMU YÖNETİCİLERİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Bir haber sitesinde bir kuruluştan söz ediliyordu, merak edip okudum. Yazıda şöyle diyordu kamu yöneticileri adı altında bir dernek kurulduğunu yerel yöneticilerin bir araya gelerek kaynaşmasın ve bakanlık yöneticileri ile tanışarak iletişim içerisinde olunmasın olası bir takım işlerin daha kolay halledilmesini sağlamak. Bu durum benim çok hoşuma gitti ancak; Ancak bu beni 40 yıllık kamu görevimde ki gördüklerim hedeflenen maksada ne kadar hizmet eder diye düşünmeden edemedim. 40 yılda şunu gördüm hangi parti iktidar olursa olsun mutlaka onun yağcıları bir anda oluşmakta ve bu beceriksiz insanların bir şekilde kurumlara yönetici oldukları ve neticede kurumlar kanunların ve yönetmeliklerin doğrultusunda doğru dürüst yönetilmediği izlenimi verdiğidir.
Kamu Yöneticileri Derneği’nin amacında; Kamu yöneticilerinin mesleki dayanışmasını sağlamak, mesleki ve bilimsel gelişimlerini desteklemek, etik ilkeleri yaygınlaştırmak ve kamu yönetimi alanında projeler/araştırmalar üreterek daha etkin bir kamu yapılanmasına katkı sağlamak amacıyla kurulan sivil toplum kuruluşlarıdır denmesine rağmen ancak uygulama çok farklıdır, bütün bunları çokça yaşadık. Bunun yanında yapılanlara bakıldığında daha önce var olan kamu yöneticilerinin görevden alınması ve bu insanlara görev verilmemesi neticesinde kızağa çekildikleri ve bu durumun ise kamuda hem hoşnutsuzluk ve israfa yol açtığı bu durumun çok büyük boyutlarda olduğudur.
Bunun örnekleri ise günümüzde canlı bir şekilde önümüzde durmaktadır. Ülke genelinde tüm kamu kurumlarında önceki il müdürleri, Müdür yardımcıları, Şube müdürleri, okul müdürleri bir gecede görevden alınarak, yerlerine liyakatsiz insanların getirilmesi ve görevden alınan yöneticilerin ise bir kenara çekilerek yıllardır boş utturularak bankamatik memurları haline dönüştürülmeleridir. O halede yönetim de bir sıkıntı var onu nasıl giderebiliriz konusu üzerinde hiçbir zaman düşünülmemiştir. Sendikalar ise aslı görevlerinde sıyrılmış ve illerde il müdürlerinin yerlerine soyunmuş ve istedikleri yandaşlarını istedikleri makama getirir olmuşlardı. Devlet aklı devreye girerek buna bir çözüm getirmesi gerekirken halen vurdumduymaz hareket etmesi insanı düşündürmektedir. O halde ne yapılması gerekmektedir işin ehline verilmesi gereklidir.
Bir toplumun, bir kurumun hatta bir devletin ayakta kalmasını sağlayan en önemli ilke liyakattir. Liyakat; yalnızca bir yönetim kavramı değil, aynı zamanda adaletin ve güvenin temelidir. En yalın haliyle liyakat, işin ehline verilmesidir. Bir görevin o işi yapabilecek bilgiye, tecrübeye ve sorumluluk bilincine sahip insanlara emanet edilmesi kurumları güçlendirir. Çünkü emek veren, tecrübe kazanan ve sorumluluk taşıyan insanlar doğru yerde değerlendirildiğinde hem kurumların verimliliği artar hem de toplumda adalet duygusu pekişir. Tarih bize şunu göstermiştir: Güçlü devletler ve sağlam kurumlar tesadüfen ortaya çıkmaz. Arkasında ehliyetli kadrolar, tecrübeli insanlar ve sorumluluk bilinci olan yöneticiler bulunur. Devlet geleneğimizde de görevlerin kişisel yakınlıklara göre değil, ehliyet ve liyakat esasına göre verilmesi gerektiği her zaman vurgulanmıştır.
Ancak zaman zaman bu temel ilkenin zedelendiği dönemler de olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Popülizm, kısa vadeli hesaplar veya kişisel tercihler liyakatin önüne geçtiğinde kurumların içi zayıflamaya başlar. Tecrübenin yerini geçici tercihler aldığında sadece bireyler değil, kurumların itibarı da zarar görür. Oysa liyakat aynı zamanda bir vefa meselesidir. Zor zamanlarda sorumluluk alan, emek veren ve bedel ödeyen insanların görmezden gelinmesi yalnızca kişisel bir haksızlık değildir; aynı zamanda kurumsal hafızanın zayıflamasıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bu konuda çok açık bir uyarıda bulunmuştur “İş ehil olmayana verildiği zaman kıyameti bekleyiniz.” Görevler kişilere göre değil, ehliyete göre belirlenmelidir. Emek değer görmeli, tecrübe korunmalı ve kurumların hafızası yaşatılmalıdır.( Prof. Dr. Bekir Tavas) Peki bu kurulan Kamu yöneticileri Derneği kendi düşüncelerine yakın bulduğu ve liyakatine bakılmaksızın ve kendilerinden sonra yerlerine gelecek insanları hem yerelde, hem de bakanlık düzeyinde kadrolaşmak için tavsiyelerde mi bulunacaklardır. İşte bütün mesele burada yatmaktadır. Şu anki sendikaların tutumu ortadır inşallah tarafsız ve objektif bir yol izlerler. Bende ilk fırsatta eyer kabul ederlerse böyle derneklerden birine üye olacağım.
“Yokuşu çıkarken akmayan ter, inişte gözyaşına dönüşür” (Anonim)
Hüsamettin AKSUNGUR
E. Maarif Müfettişi







