"İSTİKBAL GÖKLERDEDİR"
İnsanlık tarihi boyunca vatan müdafaası, toprağın üzerinde verilen kutsal bir mücadeleydi. Eskiden cepheler sadece toprak üzerinde kurulur; zaferler süngüyle, kılıçla, topla ve tüfekle, göğüs göğse çarpışarak kazanılırdı. Ecdadımız, istiklal mücadelesinde bir karış toprak için canını siper ederken, savaşın kalbi yerin tam üstünde atıyordu.
Artık zaman değişti; harp meydanlarının sınırları topraktan bulutlara, bulutlardan uzay boşluğuna taştı.
Bundan tam bir asır önce, havacılığın henüz emekleme aşamasında olduğu bir dönemde Gazi Mustafa Kemal Atatürk, "İstikbal göklerdedir; çünkü göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar" diyerek gelecekteki savaşların artık sadece karada değil, göklerde kazanılacağını muazzam bir öngörüyle ilan etmişti.
Bugün İran-İsrail geriliminde şahit olduğumuz üzere; artık ordular karşı karşıya gelmeden önce gökyüzünde bir irade savaşı veriliyor. İHA’ların, SİHA’ların ve füzelerin havada çarpıştığı bu tablo, gökyüzünde zayıf olanın yer yüzünde varlık gösteremeyeceğini kanıtlıyor.
Geçmişin o "cephe" kavramı artık tarih kitaplarında kaldı. Günümüzde savaşlar, tankların karşı karşıya geldiği meydanlarda değil, bulutların üzerinde ve uzay boşluğunda kazanılıyor:
- Artık bir ordu ne kadar güçlü bir kara gücüne sahip olursa olsun, hava sahasına hakim olmayan bir gücün yaşam şansı kalmamıştır.
- SİHA'lar, jetler ve seyir füzeleri, binlerce kilometre öteden hedefleri noktasal olarak imha edebilmektedir.
- Kara birliklerinin hareket kabiliyeti, tamamen havadan gelen istihbarat ve koruma kalkanına endekslidir. Modern çatışmalarda ilk kurşun değil, ilk sinyal ve ilk hava saldırısı sonucu belirlemektedir.
Türk Havacılığının Gurur Tablosu: İHA ve SİHA'lar
Atatürk'ün çizdiği yolda bugün Türkiye, dünya harp literatürünü değiştiren bir güç haline gelmiştir. Kendi imkanlarımızla geliştirdiğimiz Bayraktar TB2, AKINCI, ANKA ve KIZILELMA gibi sistemlerimiz, bugün Mehmetçiğimizin sahadaki en büyük gücüdür. Bu araçlar sayesinde operasyonlar havadan yönetilmekte, tehditler karaya inmeden bertaraf edilmektedir. Bu başarıda imzası olan mühendislerimizi ve bu vizyoner kadroları takdirle selamlıyoruz.
Özal’ın Vizyonundan Uzaydaki Gücümüze: Uydular
Göklerdeki egemenliğimiz, uzaydaki sessiz bekçilerimizle perçinlenmektedir. Türkiye’nin bu yoldaki büyük yürüyüşü, merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın dünyadaki teknolojik değişimi okuyan hamleleriyle başlamıştır. Özal’ın temellerini attığı Türksat serüveni, bugün ülkemizi kendi uydusunu üreten dünyadaki sayılı güçlerden biri yapmıştır. Uzaydaki bu devasa mekanizmalar, artık modern yaşamın sinir sistemidir:
- Dünyanın bir ucundan diğerine saniyeler içinde ulaşan veri trafiği, uydular sayesinde mümkündür.
- Cebimizdeki haritalardan, dev kargo gemilerinin rotasına kadar her şey GPS uydularına bağlıdır.
- Göktürk ve İmece uydularımızla sınır güvenliğinden stratejik istihbarata kadar her türlü bilgi, gökyüzündeki bu gözlerimiz aracılığıyla sağlanır.
Sonuç olarak: Göklerde Varsak, Gelecekte de Varız
Bugün kendi uydusunu fırlatan, kendi insansız hava araçlarını üreten ve uzayda söz sahibi olan Türkiye, tam bağımsızlığını perçinlemektedir. Kara savaşlarının yerini yüksek teknolojiye dayalı hava saldırılarına bıraktığı, internetin ve ekonominin uydulara emanet edildiği bu çağda, "İstikbal göklerdedir" sözü her zamankinden daha gür bir sesle yankılanmaktadır. Göklerine hâkim olan bir millet, sadece toprağını değil, geleceğini de koruma altına almış demektir.
Cengiz Ceylan
Eğitimci Yazar





