DÜRÜSTLÜK :
GÜVENİN SESSİZ SINAVI
Benim için küçük bir olay ama büyük bir değeri olan bir anı. O gün , bu olayı anımsayan öğrencilerim çıkar mı bilemem. Benim usumdan hiç çıkmıyor.
O gün, Tophane Teknik Lisesi Makina Ressamlığı sınıfının yazılı sınavı vardı. Önceden birlikte kararlaştırmıştık sınav gününü ve saatini. Yaşamın beklenmedik çağrılarından biri geldi ve beni başka bir göreve götürdü. Sınav sorularını masamın üzerine bıraktım. Sınıf başkanına haber gönderdim; soruları almasını, arkadaşlarına dağıtmasını ve kendi kendilerine sınav olmalarını söyledim. İçimde en küçük bir kuşku bile yoktu.

Görevden döndüğümde masamın üzerinde sınav kâğıtları duruyordu. Ne bir eksik, ne bir fazla. Üzerlerinde tek bir tümcelik bir not vardı:
“Bize güvendiğiniz için teşekkür ederiz.”
O an, öğretmenliğin bana verdiği en büyük ödüllerden birini yaşadım. Notlar, puanlar, başarı listeleri anlamsızlaştı. Karşımda duran ;sınav kağıtları değil, karakterdi. Öğrencilerimin dürüstlüğüyle gurur duydum.
Dürüstlük, kimsenin görmediği anda doğru olanı yapabilme erdemidir. Denetimin olmadığı yerde vicdanın devreye girmesidir. Dürüstlük, korkudan değil; içten gelen bir sorumluluk duygusundan beslenir. İnsan, ancak kendisine saygı duyduğunda dürüst olabilir.
Bugün dürüstlük çoğu zaman saflıkla karıştırılıyor. Oysa dürüstlük, cesaret ister. Haksız kazanca sırt çevirmeyi, kolay yolu reddetmeyi, “kimse fark etmez” cümlesine direnebilmeyi gerektirir. Toplumlar dürüstlükten uzaklaştıkça, güven yıkılır; güven yıkıldıkça insan yalnızlaşır.
O gün sınıfta bir sınav yapılmadı aslında. O gün, sessiz bir ahlak sınavı vardı. Sorular kağıtta değil, vicdanlardaydı. Ve öğrencilerim, bana insanlığa ilişkin umut veren bir yanıt bıraktılar masamın üzerine.
Belki de eğitim, tam olarak budur: Bilgi öğretmek kadar, insan yetiştirebilmek. Dürüstlüğün bir ders değil, bir duruş olduğunu gösterebilmek.
O gün bir kez daha anladım:
Güven, insanı yüceltir. Dürüstlük, insanı insan yapar. Buna o kadar çok gereksinimiz var ki.
Zeki BAŞTÜRK





