ALLAHUEKBER DAĞLARI VE SARIKAMIŞ YÖRE HALKININ YAŞADIKLARI DRAMLAR DAN BİR TANESİ VE YAZILACAK..
. !çok DRAMLAR var DAHA NİCELERİ KAYBOLAN KÜÇÜK FATMA,YILLAR SONRA NASIL SALİHA NİNE OLDU...? ; Savaş devam ederken halk artık güvenli yerlere göç etmeye başlarlar elinde avuçlarında olanı askere yardım ederler savaşı fırsat bilen kapı komşu Ermeniler köyleri basarlar halkın mal varlığını gasp ederler ve insanları öldürürler. .1917-1914'E : KADAR YÖRE HALKININ
DRAMLARI, YAŞADIKLARI ÇİLELER; NE BİLİNİYOR...!, NE YAZILDI...!DOĞU İNSANI NEDEN FAKİR KALDI...?Bilen varmı...! Kendi acısını içinde yaşayan bir toplum Savaş süresince HALK : ekip biçemedi eli silah tutan herkes savaşa gidince köylerde yaşlılar, hastalar, kadınlar ve çocuklar ekip biçme işleri ancak kendilerine yetecek kadardı. Rus', işgalleri sırasında maddi ve manevi, yokluklara düçar oldular . Sarıkamış Kafkas cephesi savaşı dört yıl sürdü ve Cephede ki askere devamlı yardımlarda bulundular halkımız misafirperverdir. Mükrimdir...! söz konusu, ASKER, için se akan sular durur Halk çok zor duruma düştü. Savaş sırasında göçe zorlananhalkın akibeti bilinmiyor. KÜÇÜK FATMA ;
gibi, bilinmeyen ne dramlar var.
Saliha nine, Hakkı bey'e evladım sen, bildiğini anlat...! Bende başıma gelenleri,anlatayım O büyük göç sırasında,
al bir öküzün, üzerinde heybenin bir gözünde bazı eşyalarımız,diğer gözüne de ben koymuşlardı. Köyümüz den yola çıkan herkes, birbirlerine sarılıp ağlıyorlardı yola çıktık orası dahada vahimdi.Yollardaki,mahşer kalabalığı hatırlıyorum insanlar aç,perişan, yaşlılar ve hastalar yürüyemiyorlardı.
Öyle zavallı,insan kalabalığını bir daha görmedim kalabalıkta
yolda giderken öküzün biri, birden tökezleyince heybe kaydı yere düştü.Bende onunla, yere düştüm. Başım kırılmıştı kanama durmuyordu Ekmekçi kadın kanı durdurmak için çok uğraştı ve ah...!yavrum ah...! bunudamı...?yaşıyacaktın diye ağlıyordu. Kafamı sardı yolumuza devam ettik. Erzıncan'ı geçince yola devam ettik ama
nereye gittiğimizi bilmiyorduk...! Kalabalığa karıştık gidiyoruz.akşam oldu ve Bayburt'a,gitmişiz. Oraya varınca, kaybolduğumuzu, anlamış ekmekçi kadın.
Anamı ve babamı göremeyince , günlerce ağlamıştım.Bugünkü gibi hatırlıyorum içimi çekerek ağladığımı...! ah...! ah..sahipsizlik çok zor.
Babam'ı zaten uzun süre görmemiştim daha doğrusu, önceden gördüğümü hiç hatırlamıyorum . Babam görevi dolayısıyla başka yerde çalışıyordu.
Bir gün annem, bana bugün gelen senin baban dedi. Babamı çok sevdim gördükten, sonra kucağından inmek istemememişdim. Kucağında iken, beni bağrına bastığını koklayıp defalarca öptüğünü hatırlıyorum.Babamla özlem gideremeden ayrıldık.
Ama kucakladığı anda hissettiğim sevgi aha...! hâlâ...! şuramda hissederim. Sanki her an ruhumu okşuyor.Bir sabah beni babamın kucağından aldılar öküzün sırtındaki heybeye koydular.
Yolda, kaybolunca bir daha babamı görmedim. Heybeye koyduklarında da çok ağlamıştım babamı bir bulmuş bir daha kaybetmiştim.Simasını bile unuttum desem yalan olmaz...! özellikle annemden, ayrılmak çok daha acı oldu ayrılmak istemiyordum. Kaybolacağımız sanki...! kalbime dalmıştı.Yol boyunca çok ağladım. Ekmekçi kadın beni susturamak için çok uğraştı....!Yorucu bir yolculuktan sonra, Bayburt'a, gittiğimizde bir meydanda çok kalabalık insanlar vardı.Orada neler oldu tam
bilemiyorum ama,ekmekçi kadın oralı bir kadına beni teslim etti teslim alan kadın.Bayburt eşrafından. Aziz efendi adında bir adamın karısı. Aziz efendi, Savaş başlayınca sefer emriyle, "SARIKAMIŞ'A"
gitmiş.Çocukları olmadığından karısı.Ayşe bir evlat edinmek istemiş ve çobanlarına
görev vermiş. evladım göç zamanı bir bakıverin.Muhacirler arasında kimsesiz bir kız çocuk varsa, evlatlık alalım.Çoban, beni Bayburt'taki
kalabalık arasında, öküzün sırtındaki heybe de asılı vaziyette görüyor yüzüme acıyarak bakıyordu Halimden belli kimsesiz Ekmekçi kadınla ne konuştuğunu bilmiyorum her halde,
benim hakkımda bilgi vermişti.Çoban,bizi Ekmekçi kadınla beraber eve götürdü, beni evlatlık isteyen kadınla tanışıp konuştuktan sonra Ekmekçi kadın vedalaşıp nereyeğini bilmiyorum ondan ayrılmak çok üzdü geceleri yatağa girince hep ağlardım.Beni evlatlık alan, "AYŞE"ana ,adımı"SALİHA" koydu.
Sarıkamış ,sonrası cepheden sağ salim eve dönen,"AZİZ",amca yanlarında kalmama karşı çıkmadı.Uzun zaman hep birlikte kaldık.Ayşe anaya çok alışmıştım ancak...! bir süre sonra hastalandı ve öldü. Aziz,amca yeniden evlenmeye karar verdi.Suşehrinden,Bayburt'a ,gelip yerleşmiş.Nazik adında bir kadınla evlendi.Ben yanlarında kalmaya devam ettim. Sonraları,Nazik ananın kardeşleri, Suşehrine geri dönmek istediklerini söylüyorlar
Aziz, amcada onlarla Suşehrine göçtü.Ah...! kimsesizlik çok zor...! çok....! Ne anam vardı..!,ne babam..!
Nede,candan bir yakınım. Beni evlatlık alan kadın bile artık hayatta değildi...!Kim sahip çıkar bana.Kime..! nasıl...? güveneyim...?
isteklerimi...diyemedim.
“ZATEN ÖYLE BİR ŞANSIMDA OLMADI”Ne...! deseler, peki diyordum.Tamam...! olur...! diyordum.
"HAYIR DEME HAKKIM
YOKTU".Bir gün bana evlendirildiğim, söylendi. Süleyman Göz,adında. Erzıncan'lı,orta yaşlı bir adamla.Ben adamın ikinci karısıydım. Birinci karısından çocuğu olmamış.Benim (2) çocuğum oldu. korunacak bir yuvam var artık diye umutlanmıştım ki...! Kocam, 1939'şiddetli depremde enkaz altında kalarak öldü. Bu sefer iki ķüçük çocuğumla, dul kaldım.Kıtlığın can yaktığı yıllarda,üstelik depremin sebep olduğu
büyük bir perişanlık yaşıyorduk. Ev, yok ,ekmek yok, üstelik sahipsizdim.O şartlarda dul ve iki küçük çocuklu iş bulmak çok zor bulsamda akşama kadar
Çocuklarım sahipsiz kalıyorlardı aldığımla çocuklarıma akşama kadar ancak bir ekmek alıp götürebiliyordum.
Bir gün sonrasına yetmiyordu. Genç ve dul bir kadının düşmanı çok oluyor.yaşsdığım sıkıntılar içimde bir yaradır. Evlenmekten , başka çaremkalmamıştı. Mahalleden Sait bey,diye birisiyle evlendim.O kocamda iki sene sonra öldü. Ah...! kimsesizlik yine geçim derdi, başladı. Benim ve çocuklarım için. Ana...! yüreği,çocuklarıma ne yedireceğim...?ne giydireceğim...? ortada kalmıştım iki küçük çocukla kısa bir süre sonra,yine mahalleden Hüseyin bey, diye birine istediler sığınacak bir yerim olmadığı için mecburen kabul ettim.
O sıkıntıları çekmeyen bilmez. İki yavrumun ellerinden tutarak adamın evine gittim. Ondanda,bir oğlum oldu
Altı sene beraber yaşadık.El adamı çocuklarıma ne kadar baba olabilir ki...! Bir süre kahrını çektim. Dayanamadım ayrıldık.O ayrılıktan sonra... SUŞEHRİ Devlet Hastanesi'ine hasta bakıcı olarak girdim. Orada 11 sene çalıştım.
Sonra istifa ettim ve bir özel hastanede çalışmaya başladım.1975 de, emekli oldum.Artık ihtiyarlamıştım.Yalnızlık
çok acı.Çocuklarım büyümüştü ve oğlum Kerim beni ,Ankara'ya yanına getirdi. "ALLAH'IMA,ŞÜKÜRLER OLSUN",ALTMIŞ BİR SENE SONRA, AĞABEYİMLE VE SİZ YEĞENLRİMLE BULUŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM".
Saliha,nine bu güzel tesadüf buluşmadan sonra abisi, Abdurrahim
bey, tarafından Kağızman,Kötek'e, götürülür. FATMA olarak ayrılan ben Ankarada, Saliha nine,Kötek'te FATM,A, nine olarak hayatta olan akrabaları ile görüşür.Ölene kadar köyünde yaşar.
RUHUN ŞAD MEKANIN CENNET
OLSUN ;BU ACILARI YAŞAYAN ACABA KAÇ KİŞİ
VARDI NE DUYDUK NEDE
OKUDUK YAZILMAYAN
GERÇEK BİR TARİH
.





