ALLAHUEKBER DAĞLARI
SARIKAMIŞ DRAMI :
BUZ TUTMUŞ DAĞIN BİLİNMEYEN NİCE ACI VE DRAMLAR VAR ; Almanların teşvikiyle
4 yıl süren savaş yüzlerce ailelerin , parçalanıp yuvalarının yıkılmasıyla bir
ve hamet tablo olarak acısı sızısı yüreklerde kaldı.Rahmetli,
DEDEM : "ASLAN AĞA", savaş sırasında genç bir cengaverliği yanında,köyü
DOĞAN köy eski adı Eğitkom'un muhtarlığın yapıyormuş. Çocukluğumun en çok mutlu olduğum zaman onu dinlemekti. Soğuk kış gecelerinde, sıcak sobanın etrafında oturup dedemin anlattığı savaş dramlarını dinlemek ve yazmaktıDüşünüyorum da ne kadar Bilge birisiymiş, çocuk yıllarımda
bana not tutturup yazdırması.Bana daima balam, kızım.ALLAH'IM, günleri sizlere yaşatmasın hem ağlar, hem Dua ederdi. Savaş başladığında benim maddi durumum çok iyi idi,ancak Allahuekber dağlarında savaşan askerlerimizin hazin durumuna gece gündüz demeden neyimiz varsa hazırladık götürdük, zayıf duruma düştük ekip biçemiyorduk elimizde olanlarda bitti. Ruslar gelmeden önce : Ermenilerle geçinir giderdik gayet güzel...! komşuluklar yapardık. Sarıkamış da
yaşadığımız acıları fırsat bilen,Ermeni komşularımız birden birdeğiştiler.Geceleri komşu köyleri basıp, katliamlar yapıyorlardı.Bir sabah erkenden Ermeni, çeteler, köyümüzü bastılar. Herkes, kendi canını kurtarmaya çalışıyordu.
Bizlerde silah yok, yaşlılar, bastonlarına tutunarak köyüterdiyorlardı.Çocuklar Analar , yürüyemiyen yavrularını sırtlarına bağlamışlar, yürüyebilenlerin, ellernden tutup yürümeye gayret ediyorlardı. Köyde, kim hasta...! kim...! Ölmüş bilinmiyor sadece can havliyle...benim anam yatalaktı sırtıma bağladım gidiyoruduk.(EKREK) köyüne, gittik o köy halkıda, yollara dökülmüşler.Kosor (AKŞARk),a gittik.O köyün halkınıda, Ermeniler boşaltmışlar.Halk yollarda, ağlayanlar,feryat edenler. Hiç kimse,bir birine hem dert olamıyordu.3 gün,aç...! susuzuz...!uykusuzuz...!,yol gittik çok yorulmuşduk. Bir çeşme başında su içip, dinlenmek için yerlere serilip otururken. Yanımıza, baldızım. MÜRVVET, hanım geldi yorgun...! bitkin bir halde, her halinden hasta olduğu belli oluyordu. Ne olduğunu sorduk...?
Sizler, köyü terk edince,
Ermeniler, evleri arıyorlardı.O anda doğum yapıyordum can havliyle kapının arkasına saklandım onların bir an evvel gitmelerini bekliyordum evde götürecek bir şey bulamadılar çekip gittiler çok korktum bebek, gelince, kundağa sarıp
köyü terk ettim.
Çok zor yürüyordum.
Hastayım, açım 2 gündür
bir bardak su içmedim sizlere yetişmek için yol yürümek zorunda kaldım...! Bir yere kadar bebeği getirdim çok yorulunca, taşıyamadım bebeği, emzirdim.Ormanda, çalıların dibinde kuytu bir yer yaptım.Kundağı oraya yerleştirdim.Ben, ayrıldığımda, ağlamıyordu...!dedi.
3 gün sonra,haber geldi. Ermeniler köyümüzü boşaltıp gitmişler.Köy halkı hep birlikte geri döndük
Mürvvet,kundağı koyduğu çalıların arasında buldu bebek parmaklarını emiyor...! baldızım,çocuğunu görünce bebeği kucaklayıp bağrına bastı hıçkıra hıçkıra ağladı yorgunluğunu .Hastılığını unuttu.Bebeğin,adını : "MÜFTELÂ"koyduk.
Yıllar geçti, bebek,
büyüyünc büyük oğlum.MUİBBİ, ile evlendirdim.(Yani)
benim, büyük amcamla evlendirilmiş Allah rahmet eylesin.Çok,çalışkan becerikli bir hanım efendiydi.Çok severdim.
Ruhu şad Mekanı Cennet olsun...
Rahmetli DEDEM'İN,anlattığı başka bir hazin dram : Rus'lar
köyümüzü boşaltırken, köyümüzdeki,
Ermenilerde onlarla köyü terk ettiler : Bende, gezip evleri kontrol edeyim dedim. Ölen veya hasta olan varmı...?Köy evlerini kontrol ederken bir evden, içeri girdim. Yataka, iki çocuk ağlıyorlar, biri kız,
diğeri erkek 4-5 yaşlarında beni görünce korktular ağladılar..! Belliki ; anası babası bırakıp gitmişler. Yavrular, hangi milletten olurlarsa olsunlar mazlum iki yavruyu ortada bırakamazdım...! akrabaları vardı, söyledim sahip olmadılar.Ikisini de bizim eve götürdüm. Anam da, karımda çok merhametlilerdi, çocukların karınlarını doyurdular elbise diktiler.Yatak yorgan, hazırladılar.
Oğlanın, adını Abdullah Kızın adını da Fatma koydum Oğlanı sünnet ettirdim.Kur'anı kerim öğrettim.Askerlik çağı gelince Vatan hizmetine gönderdim dönünce evlendirdim.Fatma'nın evlenme çağı gelince, onuda evlendirdim. Soyadı kanunu çıkınca da,kendi soyadımı verdim. Kendi çocuklarımdan ayırmadım.Her Bayram, sabah namazından sonra Camiden çıkınca önce onların evlerine gider bayramlaşırdım.
Bana, "ASLAN BABA" DERLERDİ.ÇOK DUYGULANIRDIM.
O çocukların akrabaları
köyümüzde kaldılar hepsi adlarını değiştirdiler Türk adı aldılar derdi.
Rahmetli Dedem, yardım sever sofrasında misafiri eksik olmazdı.1970 de bir Cuma sabahı boy abdestini alıyor üvey neneme,git Hoca efendiyi çağır gelsin
nenem, hocayı getiriyor.
Hoca efendi vaktim geldi gidiyorum.Beraber Dua edelim. Kefenim her şeyim hazır hakkınızı helal edin diyor ve hayata gözlerini yumuyor. O ne güzel ruhmuş mekanı cennet olsun





