AÇMAYAN ÇİÇEĞE KIŞ BAHANEDİR
Günü birlik de olsa kışı gördük. Yağan karın güzelliğini yaşadık. Her taraf beyaz örtü ile kaplandı. Çocuklar doyasıya eğlendi. Yağan karla birlikte duygularım depreşti. Yazıya dökmek istedim.
“Açmayan çiçeğe kış bahanedir.”
Kısa, sade ama sarsıcı bir söz… Çünkü insanın en sevdiği kaçış yoludur bahane üretmek.

Doğada kış vardır, soğuk vardır, fırtına vardır. Ama her kıştan sonra bahar da gelir. Toprak, en sert donlarda bile yaşamı içinde saklar. Çiçek, zamanı geldiğinde açar. Açmıyorsa sorun salt kış değildir; belki toprak yorgundur, belki su verilmemiştir, belki de çiçeğin kökü çoktan kurumuştur.
İnsan da böyledir. Açamadığı her kapının, gerçekleştiremediği her düşün, kuramadığı her güzel tümcenin suçunu çoğu zaman “kışa” atar. Ekonomiyi, siyaseti, aileyi, geçmişi, şansı… Oysa gerçek çoğu zaman daha acıdır: Cesaretsizliktir, ertelemedir, teslim olmaktır.
Toplumsal yaşamda da bu söz fazlasıyla karşılık bulur. Hak aramayan yurttaş, suskun kalan kalabalık, haksızlığa razı edilen emek… Hepsi bir ağızdan aynı tümceyi kurar:
“Koşullar uygun değil.”
Oysa hiçbir hak, koşullar uygunken kazanılmamıştır. Hiçbir özgürlük, hava ılıkken doğmamıştır. Çiçekler en çok sert iklimlerde direnerek açmayı öğrenir.
Siyasette ise kış, en sık kullanılan mazerettir. Yapılamayan reformların, tutulmayan sözlerin, ertelenen adaletin, yapılmayan seçimlerin bahanesi hep aynıdır: “Zamanı değil.” Aslında adaletin zamanı olmaz; ekmek gibi, su gibi her mevsim gereklidir. Açmayan çiçek, kışı suçlarken aslında kendi sorumluluğunu gizler.
Bireysel yaşamda da durum farklı değildir. Hayallerinden vazgeçenler, içindeki sesi susturanlar, “bir gün” diyerek ömrünü tüketenler… Hepsi kışı bekler. Oysa bahar, bekleyene değil, yola çıkana gelir.
Bu yüzden sorun kış değildir. Sorun, soğuğa karşın tomurcuklanmayı göze alıp alamamaktır. Risk almadan, bedel ödemeden, emek vermeden açan çiçek yoktur.
“Açmayan çiçeğe kış bahanedir” sözü, bize şunu anımsatır:
Sorun mevsimde değil, niyettedir. Ve baharı getirecek olan şey, havanın ısınması değil, insanın ayağa kalkmasıdır.
Zeki BAŞTÜRK





