Ülkemiz Zamanı İyi Değerlendirmişimdir?
Yaşamakta olduğumuz dönem, teknolojinin son derece önem kazandığı, zamanın hızlı aktığı, sosyal medya kullanımının ivme kazandığı, toplumsal ve ekonomik çark içindeki unsurların her an uyum içinde olamadığı bir dönemdir. Dünyada ortaya çıkan siyasi, ekonomik krizler; terör ve salgın olayları ülkeleri olumsuz etkilemektedir. Bu olaylarda köprü vazifesi gören transit geçiş merkezleri daha fazla etkilenirler. Bu bağlamda Türkiye, konumuna bağlı olarak meydana gelebilecek olaylardan çok fazla zarar görmektedir. Türkler; Tarihçilere göre binlerce yıldır Anadolu’da oldukları ve toprakları yurt edindiklerini ve 1071 yılında Anadolu’yu tamamen Türk yurdu yaparak kesin olarak sonsuza kadar yurt edinmişlerdir.
Siyasi bakımdan güçlü, kadim, faziletli devletler ve imparatorluklar kurmuşlardır. Devletlerin kurulması ve gelişmesinde etkili olan önemli unsurların başında coğrafi konum ve doğal-beşeri özellikler gelmektedir. Türkiye, stratejik konumu nedeniyle yakın ve uzak bölgesinde meydana gelen tüm olaylardan etkilenen, diğer taraftan da önemli aktör olarak olaylara müdahil olan bir ülkedir. Türkiye, uluslararası önemli ulaşım yolları üzerinde bulunması ve çevre ülkeleri birbirine bağlayarak tüm yolların buluşma noktasında olması nedeniyle Asya ve Avrupa’nın ana eksenini de oluşturmaktadır. Bu özellik nedeniyle Türkiye, hem uluslararası ticaretin hem de küresel güvenliğin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bunun en güzel örnekleri Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu ‟da meydana gelen savaş ve olaylardan görülmektedir. Yine Rusya - Ukrayna Savaşında arabuluculuk çalışmaları ve gıda tedariki noktasında da Türkiye’nin rolü dikkat çekmektedir.
Türkiye’nin bulunduğu konumunun önemini daha iyi görmek için baktığımızda Haçlı Seferlerinde, Osmanlı Döneminde, 1. Dünya, Kurtuluş ve 2. Dünya Savaşlarında açıkça ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetin ilanıyla tüm dünyaya gücünü göstermeye çalışan, soğuk savaş döneminde etkinliğini gösteren ve yenidünya düzeninde daha da öne çıkan bir Türkiye, jeopolitik özellikleriyle varlığını her zaman devam ettirecektir. Ülkemiz Cumhuriyet tarihiyle her ülkenin dış politikada yaşadığı pek çok sorunla karşı karşıya gelmiştir. İki kutuplu dünyada yani soğuk savaş döneminde farklı ülkelerle çıkar doğrultusunda ilişkiler kurmuş ve yenidünya düzeninde de halen kurmaktadır. Küreselleşen dünyada olaylar domino etkisi yaparak yayılırlar. Peki, şu anda olası bir savaş durumunda insanlarımız ne kadar bu duruma hazırdırlar. Sivil savunma teşkilatlarımız zamanı iyi değerlendirip, insanlarımızı bu duruma hazırlamışlarımdır. İşte bu soru tereddütlüdür. Yani ülkenin ve insanların başına bir iş geldiğinde mi hazır hale geleceğiz, o zaman zaten iş işten geçmiş olacaktır. Ülke olarak bizim kalan zamanı iyi kullanarak gelecekti olası durumlara insanlarımızı hazırlamamız gerekmektedir. Zaman yönetimi nedir; kaynakları verimli kullanarak hedef belirleme ve bu sayede hedefe ulaşma fikridir. Zaman yönetimi, kişinin hem kendisini hem de etrafındakileri yönetmesiyle doğru orantılıdır. Zaman yönetimi becerisi, önce günü planlamak daha sonra da bu plana göre yapılacakları organize etmekten oluşur. O zaman şu ana kadar ülkeyi idare eden iktidarlar zamanı iyi değerlendirmişlerimdir sorusu karşımıza çıkmaktadır.
Olası bir savaş ihtimali bu coğrafyada her zaman var olmuştur. Ülkenin milli bütünlüğüne bir şekilde göz dikildiğini ve Türkiye’nin de artık savaşa girmek zorunda kaldığını düşünün bunu ve cevabım yok. Tüm iktidarlar yapılaşmada çıkardıkları yönetmelikle her binanın bodrum katlarını olası bir durumda sığınak için hazır bir şekilde tutulmasını belirtmesine rağmen belediyeler bu durumu göz önünde bulundurmadan para karşılığı ya dükkân veya daire olmasına göz yummuşlardır. Son çıkan imar yönetmeliğinde yine bu konu dile getirmiş, inşallah yine eskisi gibi bu duruma göz yumulmaz. Okullarda Milli Tarihimizin iyi bir şekilde çocuklarımıza aktarılması ve büyük imparatorluktan bu günkü Anadolu’ya nasıl bir şekilde geldiğimiz ve yakın ve uzak düşmanlarımızın izledikleri yol ve yöntemleri iyi anlatmalı ve bütün insanlarımız bu duruma hazırlamamız lazımdı, ancak tireni kaçırmış değiliz, yine bu müfredatları çocuklarımıza verebiliriz ve diğer insanlarımızı da görsel basın yolu ile eğitebiliriz. Gelişmiş devletler bizi bilimden uzak tutmak için yapay problemler çıkararak oyalanmamızı isterken kendileri uzay ve ötesine nasıl ulaşırız konusunda çaba sarf etmektedirler. Artık iktidar ve muhalefeti ile birlikte herkesin olası bir durumda birlik ve beraber hareket etmesinin vakti gelmiş ve geçmektedir. O halde “Yurtta sulh, dünyada sulh” sloganı iyidir ancak ülkemize yönelen içten ve dıştan gelen bütün tehlikelerde bir bütün olarak hareket etmemiz gerekmektedir. Buda ancak Milli tarihimizi bilmek ve ona sahip çıkmakla olur.
Hüsamettin AKSUNGUR
E. Maarif Müfettişi





