12 Mart: Erzurum’un Kurtuluşundan İstiklal Marşı’na
Tarih, bir milletin varlık mücadelesinde köşe taşı olan günleri hafızasına büyük harflerle kaydeder. Türk milleti için 12 Mart tarihi; hem Erzurum'un karlı dağlarında yankılanan hürriyet nidasını hem de Ankara’nın kalbinde mühürlenen millî yemini aynı takvim yaprağında buluşturan müstesna bir gündür. 12 Mart; Erzurum’un karlı dağlarından yükselen hürriyet sesinin, Ankara’da millî bir marşa dönüşmesinin hikâyesidir.

Erzurum’un İşgali ve Sarıkamış Trajedisi
Erzurum’un yaşadığı felaketler silsilesi, aslında Aralık 1914'te karlar altında başlayan Sarıkamış Harekâtı'nın trajik sonuçlarıyla doğrudan bağlantılıdır. "Beyaz Destan: Sarıkamış" adlı kitabımda da detaylarıyla ele aldığım üzere; o dondurucu soğukta ordumuzun yaşadığı büyük kayıp, Doğu Anadolu’nun kapılarını ardına kadar açmıştır. Savunma hattı kırılan Erzurum, Rus orduları tarafından 16 Şubat 1916 tarihinde yine karlı bir kış günü işgal edilmiştir. Yaklaşık iki yıl süren bu işgal döneminde şehir; Rusların geri çekilmesinin ardından meydanı boş bulan Ermeni çetelerinin sistematik katliamlarına ve zulmüne maruz kalmıştır. Erzurum halkı, bu işgal karşısındaki direniş ruhunu aslında yıllar öncesinden, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında Aziziye Tabyaları'nda destan yazan Nene Hatun'dan miras almıştır. Nene Hatun'un o günlerde gösterdiği "Vatan sağ olsun" iradesi, 1918'in kurtuluş meşalesini de diri tutmuştur.
Erzurum’un Kurtuluşu (12 Mart 1918)
Karanlık geçen iki yılın ardından, Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk ordusu bölgedeki mezalimi durdurmak için ileri harekâta geçmiştir. Türk askeri, halkın direnişiyle birleşerek 12 Mart 1918 sabahı, Erzurum’un o bitmek bilmeyen kışında şehre girmiş ve vatan toprağını düşman işgalinden tamamen temizlemiştir. Bu kurtuluş, sadece bir şehrin özgürleşmesi değil; Millî Mücadele’nin Anadolu’da nefes alacağı güvenli bir kalenin inşasıdır. Bu zafer, bir yıl sonra toplanacak Erzurum Kongresi’ne giden yolun ilk ve en sağlam temelidir.
İstiklal Marşı’nın Kabulü (12 Mart 1921)
Erzurum’daki o kutlu askerî zaferin üzerinden üç yıl geçmişken, bu kez takvimler 12 Mart 1921’i gösterdiğinde Ankara’da tarihi bir an yaşanmıştır. Cephede süren fiili mücadelenin ruhunu ve imanını temsil edecek bir marş ihtiyacı üzerine Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı o muazzam eser, Birinci TBMM tarafından millî marşımız olarak kabul edilmiştir. "Korkma!" nidasıyla başlayan bu metin; 1918’de Erzurum’un karlı dağlarında süngüyle kazanılan zaferin, 1921’de millî bir mutabakatla mühürlenmesidir.
12 Mart Muhtırası (12 Mart 1971)
Cumhuriyet tarihimizin en sancılı dönemlerinden biri olan 12 Mart 1971 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi tarafından hükümete bir muhtıra verilmiştir. Dönemin artan siyasi istikrarsızlığı, toplumsal olaylar ve ekonomik sıkıntılar gerekçe gösterilerek Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve kuvvet komutanlarının imzasıyla sunulan bu belge, Başbakan Süleyman Demirel’in istifasına yol açmıştır. Türk demokrasisine "emir-komuta zinciri içinde" yapılan bu müdahale, "partiler üstü" bir teknokratlar hükümetinin kurulmasına neden olmuş ve Türkiye’nin siyasi hayatında uzun yıllar sürecek derin bir kırılma yaratmıştır.
Toplumsal Hafızanın Acı Kaydı (12 Mart 1995)
Yakın tarihimizin bir diğer acı olayı ise 12 Mart 1995 tarihinde İstanbul Gazi Mahallesi’nde patlak vermiştir. Bir kahvehanenin taranmasıyla başlayan ve toplumsal huzuru hedef alan bu karanlık provokasyon, günlerce süren olaylara ve can kayıplarına neden olmuştur. Bu tarih, birlik ve beraberliğimize kasteden odaklara karşı toplumsal sağduyunun önemini her yıl bizlere yeniden hatırlatmaktadır.
Sonuç
12 Mart; 1918’deki askerî başarının gururunu, 1921’deki millî şahlanışın ruhunu ve sonraki yılların toplumsal-siyasi tecrübelerini bünyesinde barındırır. Bu tarihi süreci doğru idrak etmek; Nene Hatun'un mirasını, "Doğunun Kilidi" Erzurum'un aziz hatırasını ve Akif'in bağımsızlık seslenişini gelecek nesillere olduğu gibi aktarmak hepimizin asli vazifesidir.
Bu vesileyle, vatan topraklarını bize emanet eden tüm şehitlerimizi ve İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle anıyorum.
Cengiz Ceylan
Eğitimci Yazar






